Archive | figen abla tiyatro çalışmaları RSS feed for this section

Ve oyuna son dokunuşlar…

26 Mar

Evet son haftamız…
Gece gündüz provalardayız…

Advertisements

Bu ay oyunumuzu sahneliyoruz…

2 Mar
Eveeeet, artık son günlerimiz…
Hadi bakalım provalara devam…
Aaa bu arada bugün yaşadığımız komik bişeyi anlatayım mı sizlere? 🙂
bir arkadaşımla, dernek binasında buluştuk, kendimize kahve yaptık..bir yandan tiyatroyla ilgili sohbet ediyoruz, bir yandan da ben sahne dekorlarımızı yağlı boya ile boyuyorum…
bizim dernek ofisi de, bir binanın ikinci katında……
neyse biz hem sohbet ediyoruz, hem çalışıyoruz…
bir anda içeriye simsiyah, kocaman bir köpek girdi…ama görseniz var ya, dana gibi bir şey…
arkadaşımın ve benim aklımız çıktı…
hayvan içeri girdi…sağa sola bakındı…ve ofisteki üçlü koltuğa çıktı, oraya bi güzel yayıldı….
hülya ve ben donmuş durumdayız…
-nasıl yani yaa?şimdi bu olay gerçek mi?…diye hülya’ ya baktım…
-lan bu köpek ne alaka? burda ne arıyor?kimin bu? çıkar şunu ya, ben korkarım…..dedi
-aa ben daha da çok korkarım. ben nasıl çıkarayım ya…dedim.
kalk diyoruz kalkmıyor, çık diyoruz çıkmıyor, hoşt diyoruz hoştmuyor, kışt dıyoruz kıştmıyor…
koltuğa bi güzel yayıldı ve uyumaya başladı…
hülya başladı hayvanı süpürge sapıyla filan kaldırıp dışarı çıkartma çalışmalarına…yok..hayvan katiyen çıkmıyor…
sonra köpek rahatsız oldu, lütfetti koltuktan kalktı, balkona çıktı…ama hülya ve ben ciyak ciyakız :))))
balkonda da benim boyadığım dekorlar, yağlı boyalar, fırçalar filan var…
-amannn, dekorları devirir, boyaları filan devirir korkusuyla ben de koştum peşinden…
yok aga köpek çıkmıyor…
en son hülya yoruldu, 
-ya git bi yardım çağır..dedi
aşağı koştum, kahvedeki adamlardan yardım istedim…
birileri geldi ama anlattıklarıma inanamadılar, gülüyorlar…
derneğe bi girdiler ki, ortalık savaş alanı, hülya hala şaşkın, köpek üçlü koltukta uyuyor…
adamlar, gençler başladılar uğraşmaya…üçlü koltuktan kalktı ama bu sefer de tekli koltuğa geçti, orda uyumaya başladı…..
hayvan, sahipsiz sokak köpeği..kulağında küpesi var..
neyse uzuuun bir uğraştan sonra güç bela hayvanı dernekten çıkardık ama, neler çektik gelin bize sorun..
hayvan çıkınca kapıyı hemen kapattık…
ama salak hayvan bu sefer de kapıda beklemeye başladı…
korktuk ya :))))))
buyrun efendim burdaki videonun içinde bu sahneler de var :)))))))))

Çook sevgiler herbirinize 🙂

Biraz tiyatro, biraz müzik..O biziz işte….

10 Feb
O kadar az kaldı ki oyunun çıkmasına…
Dekorları da yapıyoruz yavaş yavaş…
Arada biraz şarkı türkü molası versek de, provalara çok yoğun bir şekilde devam ediyoruz…..

En kocamanından sevgiler herbirinize güzel insanlar…







Tiyatro provalarımız…

2 Feb
Oyunumuzun sahnelenmesine az bir zaman kala provaları sıklaştırdık….
Dekorlara da başladık.Ben şu an nezarethane yapıyorum..Bitmek üzere, onu da paylaşıcam sizlerle.. 🙂

Hepinizi seviyorum sevgili blogdaşlarım 🙂







Allahım ne kadar çalışkanııızz…

22 Jan
Bir dakika boş duramayan, acayip tipler olduk çıktık baksanıza…
Birileri bizi durdurmalı….
Bağlama kursu, folklör kursu, tiyatro, konserler, dernek yemekleri, ve evde yaptığımız hobiler…
Ve bir yandan da tiyatro dekorlarına başladık…Kostümlerden bahsetmiyorum bile…

Ne olacak bu halimiz bilmem ki…..
Ahan da videomuz…
Çoook kocaman sevgiler sevgili blogdaşlarıma 🙂




Yeni tiyatro oyunumuzun provalarına devam ediyoruz…

6 Jan

Soğuk, yağmur, çamur, bazan salonsuzluk, hatta bazan sık elektrik kesintileri  olsa da, bu oyun illa ki çıkacak…
Bu bilinçle sürekli çalışıyoruz…
Hem de mutlu bir ortamda, güle söyleye 🙂
Bakın arkadaşlarım ne kadar sevimli, ne kadar harika insanlar…..
Seviyorum onları bee :)))



Sevgiyle kalın, sanatla kalın…
Özellikle de tiyatrosuz sakın kalmayın..





Ahan da tiyatro prova görüntülerimiz..

22 Nov
Bu oyunun konusu oldukça değişik…
Sene 1960…Daha ne telefon var evlerde, ne internet, ne ileri teknoloji…
İstanbul polisinin 3 yıldır yakalayamadığı azılı bir kasa hırsızı var…İsmi Yavuz…
Bu hırsız, zengin ailelerin genç kızlarına yaklaşıp, onların kalbini çalıyor, aile içine giriyor, ve sonunda o köşkü soyup kaçıyor…
Sıradaki av, fabrikatör Necati bey’ in kızı Deniz…
Deniz tam bir aptal sarışın..Çok saf bir kız..Ama  hırsızımız, zamanla gerçekten sevmeye başlıyor kızı…Öyle ki, artık hırsızlığa tövbe bile ediyor…
Neyse, bir gün fabrikatör Necati bey, köşküne yeni bir para kasası alıyor..Kasa kocaman..Avrupa’ da özel yaptırılmış…Henüz yeni gelmiş kasa..Şifresi bilinmiyor..Üretici firma daha sonra mektupla, bu kasanın şifresini bildirecek Necati bey’ e….(O zamanlar öyle telefon, internet, fax filan yok)
Necati bey, verdiği davette, yeni para kasasını herkese gösteriyor…
Kasa ortada, ağzı açık duruyor..Konuklar ilgiyle inceliyorlar…
Bu arada, konuklar arasında koşuşturan çocuklardan biri oyun oynarken o kasanın içine giriyor..Köşkün genç kızı Deniz de yanlışıkla kapağı kapatıyor..Ve küçük çocuk kasanın içinde kilitli kalıyor….
Bir panik, telaş, korku yaşanıyor..Çocuk kasanın içinde nefessiz kalmış..Anne ve babası ayılıp bayılıyorlar..
Kasanın şifresini bilen yok…Ne yaptıysalar kasayı açıp çocuğu kurtaramıyorlar…
En sonunda kasa hırsızı Yavuz dayanamıyor…
-Çekilin..O kasayı ancak ben açabilirim……!!!!!
diyor..
Ve gerçek kimliğini açık etmeyi göze alarak çocuğu kurtarıyor…
Ve böylece de, kendini ele veriyor..Yakalanıyor…
Bu oyunu  iki sene önce yazmıştım..Bu yaz da, kardeşimle birlikte yeniden elden geçirip, oynanmaya hazır hale getirdik..
Hakikatten çok eğlenceli bir oyun..
Buyrun efendim provalarımıza bir göz atın….
Yaşamınızda hep sanata dair bir şeyler olsun..
Çok sevgiler hepinize güzel insanlar…