Oyunumuzun metnini okur musunuz?

13 Aug
SANATA VE SANATÇIYA SAYGI “EROL EVGİN “ KÜLTÜR MERKEZİ’NDE 10 AĞUSTOS 2012 CUMA GÜNÜ ZEYTİNLİ BELEDİYESİ TİYATRO EKİBİ; 1 PERDELİK TRAJİKOMEK OLAN “ PERİLİ EV” ADLI TİYATRO GÖSTERİMİ İLE, İZLEYENLERE KEYİFLİ ANLAR YAŞATTI….
Tek perdelik komedi olan “ Perili Ev ”, Küçükkuyu Belediyesi tarafından, 10 Ağustos 2012 Cuma Ramazan Etkinlikleri kapsamında saat 21:30’da Sanata ve Sanatçıya Saygı “EROL EVGİN “ Kültür Merkezi’nde tiyatro seven dostlarımızın beğenisine sunulmuştur.
Belde halkının büyük ilgi gösterdiği tiyatro etkinliği, ayakta alkışlandı.
Tiyatro gösterisi sonunda, Başkanımız Sayın Cengiz BALKAN Zeytinli Belediyesi Tiyatro Ekibi’ne çiçek ve çeşitli hediye takdiminde bulundu.


PERİLİ EV (Tiyatro metni)

Yazan: Figen METE
           Hamza GÖRGÜLÜ
Yöneten: Figen METE

Yardımcı Yönetmen: Alanur ERDOĞAN
Oyuncular:
ALANUR ERDOĞAN-BEGÜM KESİCİ-ÇAĞDAŞ GÖRGÜLÜ-ÇAĞRI GÖRGÜLÜ-EMEL EKMEN-
FİGEN METE-GÜLŞEN ÖZKAN-HAMZA GÖRGÜLÜ-HÜLYA KURT-KORAY KURT


OYUN-TRAJİKOMİK-TEK PERDE



Hilmi bey: 60 yaşlarında dinç bir adam

Gülizar hanım: 60 yaşlarında Hilmi beyin karısı

Tolga: Üniversite öğrencisi 20 yaşlarında

Sibel: 20 yaşlarında

Nezahat: Çocuk.10 yaşlarında

Hamza: 50 yaşlarında hırsız

Polis1: 30 yaşlarında 

Polis2: 45 yaşlarında

Polis3: 35 yaşlarında 

Polis4: 35 yaşlarında

-I-

Dekor:

Bir takım koltuk- bir sehpa-solda bir kapı-sağda bir pencere…

Büyük ve boş bir resim çerçevesi-çerçevenin arkasında asker giysisiyle bir adam oturuyor…Sahnenin sağında pencere dekoru..bir kaç antika eşya.Koltuğun yan tarafına yaslanmış bir ud…koltuğun altından görünen bir tavla..

Çocuk, elindeki bir kitabı çerçevedeki resme baka baka okumaktadır.

ÇOCUK:- Nezahat Onbaşı`nın hikayesi aslında Çanakkale Savaşı günlerine kadar uzanıyor. Savaş yıllarında annesi Hadiye Hanım daha 24 yaşındayken verem hastalığı nedeniyle kaybeder. O günlerde İstanbul işgal altındadır, küçük kızın babası Albay Hafız Halit Bey ise cepheden cepheye koşmaktadır. Hafız Halit Bey bir müddet sonra komutasındaki 70. Alay ile Anadolu`daki Milli Mücadele saflarına katılma kararı alır. Tabii kızını da yanında götürmek zorunda kalır. Böylece kader Küçük Nezahat`i daha 9 yaşındayken cephelerle tanıştırır.
(Yaşlı kadın, elinde çay tepsisiyle içeri girer..Tepsiyi sehpanın üzerine koyar…Çerçevenin arkasında oturan adama bakarak konuşur…)
GÜLİZAR:- Sabah şerifleriniz hayrolsun Hilmi bey..nasılsınız?(Çocuğa döner.)Al bakalım çayını Nezahat..(kıza da bir bardak çay uzatır.çerçevenin arkasındaki resim (yani adam) canlanarak gülümser.)
HİLMİ:- Hayırlı sabahlar Gülizar hanım..sağlığınıza duacıyız efendim.
GÜLİZAR:- Nezahat yine size kitap mı okuyor Hilmi bey?Kafanızı şişirmedi inşallah.
HİLMİ:- Yok yok..Eski günleri yad ediyorduk..(Elini uzatır,çayı alır ve içmeye başlar.)
GÜLİZAR:-Devam et kızım.Ben de dinleyeyim..
(Hepsi ezberlemiştir.Kız okurken onlar da ezberlerinden aynen sesli anlatırlar..Yani üçü bir ağızdan)
NEZAHAT:- (Okumaya devam eder) At sırtında geçen ilk günün gecesinde donma tehlikesi atlatır. El bebek gül bebek büyüyeceği bir dönemde öksüz kalmıştır çünkü. Hafız Halit Bey küçük kızını kimseye emanet edemeyeceğini düşünerek adeta cephelerde büyütür. Küçük Nezahet, askerlerden at binmeyi, silah tutmayı öğrenir.
(Saatin gongu vurmaya başlar.kadın vuruşları sayar.)
GÜLİZAR: ah! Saat 9 olmuş.Şimdi postacı geçecek.Değil mektup, fatura bile getirse razıyım, bir yakalasam, bir daha zor çıkacak buradan ama sesimi duyuramıyorum işte. (Hemen pencereye koşar,dışarı bakar.ve dışarı seslenir)
GÜLİZAR:-Postacı bey oğlum huu! bugün bize mektup var mı? Bak nasıl duymazdan geliyor…Yoksa yine yok mu? Yavrum bir kurcalasan o çantanı belki bulursun.Bak ne diyeceğim, gel bir çay ikram edeyim sana,şimdi aceleden kahvaltı bile etmemiş….Aaa gitti. Tüh yemedi be
(Odadakilere döner.)
GÜLİZAR:-Gitti.kim bilir yetiştirmesi gereken ne çok mektup vardır,yoksa gelirdi evladım..Öyle değil mi Nezahat?
NEZAHAT:- Yaa eminim uğrardı.
(Telefon çalar.)
GÜLİZAR:-Aaa telefon.Telefon çalıyor duydunuz mu? Bugün ne güzel başladı.Telefonumuz neredeydi bizim yahu?(telefonu koltuğun arkasında bulup açar.)
GÜLİZAR:- Buyrun efendim Hilmi beyin evi. Alo? Ses versene evladım..Kuyuya mı düştün oğlum, sesin çok derinden geliyor..Hem Sen niye öyle tuhaf tuhaf nefes alıyorsun? Yoksa hasta mısın Allah korusun? Hı? efendim? Üzerimde ne mi var? Tövbe estağfurullah ! İlahi evladım ne olacak,(yukarı bakar) avize var yavrum.Hilmi bey’in rahmetli annesinden kalmış bu avize. Hey gidi günler.Ne dedin?Üstümdekileri mi çıkartayım? Evladım ben elbiselerimi en son 1970 yılında çıkarmıştım.Onda da ölmüştüm de, cenazemi yıkıyorlardı.(Seyircilere dönerek) Şu anda kusuyor..
Efendim?Bunak mı? Terbiyesiz.Ne biçim konuşuyorsun ananen yaşındaki kadınla.Bak bir de yüzüme kapatıyor.Aloo.Alooo.Oğlum orda mısın?.Bak kapatmasaydın, sana kurtuluş savaşı anılarımızı anlatacaktım. Evladım sen yine ara olurmu?Ara sıra laflarız böyle.Hadi çocuğum ,hadi evladım güle güle(Telefonu kapatır.Yine çerçevenin karşısına oturur.)
GÜLİZAR:-Bitti mi çayınız.Tazeleyeyim mi efendim?
HİLMİ:- Yok Gülizar hanım..Sağolun.Ziyade olsun..
GÜLİZAR:-Peki ..Nezahat haydi bunları kaldır kızım..
(Çocuk bardakları tepsiye koyup mutfağa götürür.O sırada kapı çalar.)
GÜLİZAR:-Kapı?Duydunuz mu?Kapı çalınıyor.Hem de gerçekten çalınıyor.(kapıya doğru) Geldim gedim..(çerçevenin içindeki adam hemen fotoğraf gibi donar.Kapıda genç bir adam durmaktadır.Arkasında bir sırt çantası vardır..Kadın onu zorla kolundan tutar, çeke çeke içeri alır.)
GÜLİZAR:-Giriniz evladım ..Buradan lütfen.Hoşgeldiniz hoşgeldiniz.
TOLGA:Teyzecim dur, çekiştirme.girmeyeceğim..Ben bir adres soracaktım. (sesli düşünür) ah azııık !yaşlılık böyle bi şey heralde kimi kimsesi olmayınca
(Çocuk içeri girer..)
NEZAHAT:- Merhaba abi..
GÜLİZAR:-Çekinme çocuğum gel.Ne soracaksan içerde sor.Dışarısı buz gibi.Hem bak sıcacık çayımız da var.Geç şöyle otur Hilmi beyin yanına.Hilmi bey bakınız efendim misafirimiz var.
(Genç adam sağına soluna bakar.Kadın, çerçeveyi gösterir)
GÜLİZAR:-Hilmi bey orada evladım.Sen otur onun yanına.Ben çayını getireyim.
(Delikanlı korkuyla kadına bakar.)
TOLGA:-İstemem teyze sağol.Benim acele gitmem gerekiyor.(kapıya yönelir) (resme döner alaylı biraz) Merhaba amca, hadi bana eyvallah !…
(Kadın kolundan yakalar.)
GÜLİZAR:-Hayatta bırakmam.Bir çayımı içmeden şurdan şuraya gidemezsin.Bak and verdim,ölümü gör bir çayımı iç.Sonra gidersin.Arkandan kovalayan mı var yavrum?(Çay getirmek üzere sahneden çıkar)
TOLGA:- (Çocuğa bakarak) Ne haber ufaklık?
(Kadın sahneye girer.Delikanlıyı zorla oturtur.Eline bir bardak çay tutuşturur.Kendisi de yanına oturur.)
GÜLİZAR:-İsmini bağışlar mısın çocuğum?
TOLGA:- Ben.Tolga.Teyzeciğim ben Zeytinli belediye misafirhanesini arıyordum.Bu sokakta dediler.Ben öğrenciyim de…İstanbul’dan geldim..Akşam olmadan gidip yerleşmem lazım..
GÜLİZAR:-Bırak şimdi misafirhaneyi.Öyle eğreti oturma yaslan şöyle arkana.Sırtına yastık ister misin? (seyircilere bakarak) Pek de cılızmış, bunu biraz beslemek lazım.Karnın aç mı oğlum?
(Delikanlı kalkar)
TOLGA:-Teyze Belediye konuk evi diyorum.Bilmiyorsan bilmiyorum de.Oyalama beni.(kapıya yönelir)Kadın delikanlıyı kolundan tutarak durdurur.
GÜLİZAR:-Bir dakika bekle oğlum.Sen konukevi dedin değil mi? Dur bir dakika hemen geliyorum.
TOLGA:- (Kıza bakarak) Nereye gitti ki?
NEZAHAT:- Şeyi getirmeye..Şimdi dönecek.
(Kadın hemen içeri geçer.Delikanlı kendi kendine söylenir)
TOLGA:-Neyi? Öff ne kadar küf kokuyor burası..Şimdi kokudan boğulacağım..Bu ne yahu..
(Kadın tekrar sahneye girer.Elinde antika bir tüfek vardır.Delikanlıya doğrultur.Tatlı sert bir sesle)
GÜLİZAR:-Otur bakayım yerine .Hiç bir yere gitmiyorsun.Ben gidebilirsin diyene kadar buradasın anlaşıldı mı?
(delikanlı korkuyla ellerini yukarı kaldırır…)
Sahne kararır.
-II-
Sahne aydınlanır.
(Delikanlı çerçevede donmuş olan adama sesli sesli kitap okumaktadır.Kadın da elindeki tüfeği oğlana doğrultmuş,beklemektedir.Delikanlı bir an durur.)
TOLGA:-Yahu ben niye bir fotoğrafa kitap okuyorum? Teyze Allah aşkına bırak gideyim.İşim gücüm var benim..Okulum var.. Ben o okulu kazanmak için amcaya okuduğum kitap gibi kaç kitap okudum biliyor musun? Kaç dersane, kaç özel ders, kaç kopya ile uğraştım. Hele en son onca öss cevap anahtarındaki şifreyi ele geçirirmiş kaç kişiyi nasıl geride bıraktım biliyor musun?
GÜLİZAR:-Olmaz..Gidersen bir daha gelmezsin.Gitmek yok. Burada kalıp bize arkadaşlık edeceksin.
TOLGA:-Zorla arkadaşlık mı olur yahu. Kapıları kilitledin,telefon kablosunu kestin.Özel eşyalarıma el koydun.Elinde tüfekle azrail gibi tepemdesin.Bırak gideyim teyze ne olur.Hem çocuğun yanında etüfek filan.Ne yapıyorsun sen ya? Bunamanın da bir sınırı var değl mi ama ?
GÜLİZAR:-Gidemezsin dedim ya..(Nezahat delikanlıya sokulur, delikanlı çocuğu iter) Bak Nezahat de seni çok sevdi.Gidersen çok üzülür.Hem araya laf karıştırma.Okumaya devam et bakayım.Bekletme Hilmi beyi..
(Tüfekle delikanlıyı hafifçe dürter. Delikanlı okumaya devam eder.)
TOLGA:- (Okur) Tam üç sene cephelerde bilfiil babasının katıldığı her muharebeye katılır. 70. Alay`ın simgesi olur adeta. Cephede Mustafa Kemal Atatürk`ün ve İsmet İnönü`nün de dikkatini çeker.
GÜLİZAR:- (Çocuğu göstererek) Bu bahsettiği, sevgili torunum Nezahat..
(Kapı çalınır.Tolga kapıya bakarak bağırır)
TOLGA:-İmdaat! Kadın silahlı…Beni esir aldı yardım edin imdaat!
GÜLİZAR:-Sus yoksa vururum. (Tüfeği çocuğa verir.) Nezahat, al bunu odaya götürüp kilitle.
(Çocuk, delikanlıyı önüne katar..Sahneden çıkar.Kadın kapıyı açar..Kapıda bir genç kız durmaktadır..Elinde bir adres vardır.)
SİBEL:-İyi günler teyzeciğim.Sağlık ocağı bu sokakta mı?
GÜLİZAR:-Tarif edeyim sana yavrum…..Ama sen çok üşümüşsün.Gel içeriye..Bir soluklan…
SİBEL:-Yok girmem teyzeciğim.Hangi bina gösterin bana buradan.
GÜLİZAR:- Arka tarafta kalıyor.Geç içeri pencereden tarif edeyim sana kızım…Gel… (İçeriden Tolga’nın sesi gelir)
TOLGA:-İmdaaat!!!!
(Kadın birden kapıyı kilitler.)
GÜLİZAR:-Hoş geldin evladım..Sessiz sakin yuvamıza neşe getirdin..Geç otur şöyle…
KIZ:- Niye kilitledin teyze? Çekil şuradan, aç kapıyı.
GÜLİZAR:- ŞŞŞttt.. Yaramazlık yok..Sadece biraz ahbaplık edeceğiz o kadar.Sonra gidersin yavrum..(Kız düşer bayılır)
Sahne kararır…
-III-
Sahne aydınlanır…
(Kız üçlü koltukta yatmaktadır..Delikanlı kolonya ile kızın bileklerini ovmaktadır..Gülizar yine elindeki tüfeği gençlere doğrultmuştur.Nezahat kucağında bir oyuncak bebekle oturmaktadır..Kız ayılır…)
SİBEL:-Ne oldu bana?
TOLGA:-Korkma birşey yok. Sadece deli bir bunak tarafından esir alındık o kadar…
(Sibel doğrulur, korkuyla kadına bakar.)
SİBEL:-O tüfekle ne yapacak?..Ama neden?. Ben size ne yaptım ki?
(Tolga kadına dönerek)
TOLGA:-Teyze böyle olmaz..Bırak gidelim.. Bak yeni esirin de korktu..Tek derdin sohbetse biz ara sıra uğrarız sana.. Hatta sıraya koyarız akşam suareye ben gündüz matineye bı kız gelir, hatta arkadaşlarımızı da toplar öyle geliriz.
SİBEL:- Aaa.Bu çocuk da kim? Teyze sen deli misin? Bir de çocuk mu kaçırdın?
NEZAHAT:- Ben onun torunuyum.Ben de burada yaşıyorum.
TOLGA:- Bir çocuğun karşısında elinde tüfekle olmaz ama teyze.Nasıl bir büyükannesin sen?
SİBEL:- Kısacası nasıl bir manyaksın sen?Bırak bizi Allahaşkına teyze yaa..
TOLGA: Eli tüfekli, burası da ev falan değil Guantanamo körfezi askeri üssü mübarek.Giren çıkamıyor, suçun var veya yok, no exit
GÜLİZAR:-Şştt anlayacağım dilde konuş benimle.Hem ben çok gördüm öyle bu evden gitmek için kendini yırtanları.Daha sonra ben git dedim de gitmek istemediler, zorla kovdum.
SİBEL:-Teyze sen deli misin?Suç işlediğinin farkında değil misin?
TOLGA:-Off bak yemin ediyorum ben sana her gün uğrarım..Hatta ara sıra burada bile kalırım..Ya hiç olmazsa bu kızı bırak gitsin..Ailesi merak eder…
GÜLİZAR:-Olmaz.Bırakmam…Tolga sen şimdi dooğru odana.. Biz şimdi biraz kızımızla kaynaşacağız..Yürü..
(Çocuğa döner Sibeli işaret ederek)Nezahat sen de buna göz kulak ol..(Gülizar Oğlanı odasına kilitlemeye gider..O çıkınca kız hemen kapıya koşar, açamaz..Pencereye koşar,)
SİBEL:-Kahretsin..Tek bir insan geçmiyor. (çocuğa dönerek) Hadi bana yardım et.Buradan çıkmam lazım..Lütfen. Bak yardım edersen sana lego alacağım söz ,hem de 250 parça
NEZAHAT:- Legomu? (beğenmez ) hıh sizden önce bi abla vardı , o da playstation alacağım demişti de,onu da kabul etmemiştim. Yok, oyuncak istemem ben.Çok yalnızız biz, unutulduk burada
(Gülizar girer..)
GÜLİZAR:- Rahat ol kızım.Sana kötülük yapacak değilim.Biz,Nezahat’in de dediği gibi çok yalnızız.Güzel ülkemde unutturulmaya çalışılan tarihi değerler gibi unutulduk ve unutturulduk.. Ne güzel şeymişsin sen.Adın ne bakayım?
SİBEL:-(korkuyla) Sibel..Teyze yapma.indir şu tüfeği.korkuyorum..Ya çocuğun karşısında neler yapıyorsun?
GÜLİZAR:-(tüfeği indirmeden) Bu tüfekten mi korkuyorsun? Neden? Ben senin yaşındayken Hilmi beyle birlikte Kuva-yi Milliyede, en önünde ,göğsümde çapraz fişeklik,elimde mavzerle düşman mevzilerine akınlar yapıyordum ( resme döner, mahzunlaşır) öyle diğilmi Hilmi bey? (kızgın bir anda döner sibele) korkmaaaaa!…. Dememiş miydi Mehmet Akif? Korkma çünkü günü geldiğinde genç,yaşlı,çoluk,çocuk,inek,davar bu yurdun her ferdi alır eline silahını, bulamayan baltasını-tırpanı,nı yürür topyekün dahili ve harici bedbaht üstüne….
SİBEL:-(dehşet içinde) Ta..ta..tamam teyze sakin ol.
GÜLİZAR:-Aferiin..İşte şimdi oldu.Seninle iyi anlaşacağız..Ver bakalım şimdi çantanı ve özel eşyalarını Nezahat’e…Hadi bakalım evine hoşgeldin evladım…
Sahne kararır…
-IV-
Sahne aydınlanır..
(Tolganın kollarına bir çile ip geçirilmiş..Oğlan ip çilesini tutuyor..Kız yumak sarıyor..Kadının bir elinde tüfek, diğer eliyle çayını içiyor..Ve kadın bir yandan anlatıyor..)
GÜLİZAR:-Hiç unutmam, o zamanlar 14 yaşlarında ya var ya yoktum..Hilmi bey, şehirde saklanan eşkiyaların peşinden, bazı evlerde arama yapmak için gelmişti..Sırtında üniformasıyla, atının üzerinde öyle heybetli görünüyordu ki. bir an göz göze geldik.. Atını sürdü, yanıma yaklaştı.. “Sen kimsin?” diye sordu..Dimdik cevap verdim..”Ben Gülizar komutanım.Emrinizdeyim!” dedim..etkilenmişti besbelli…
(Çayından bir yudum alır ve çerçevedeki adama dönerek devam eder..) Gerisini de siz anlatın Hilmi bey..Ben azıcık soluklanayım..(Bir sessizlik olur..)
TOLGA:-Ne yani, bu çerçevedeki resim şimdi canlanacak da size cevap verecek diye mi bekliyoruz hepimiz burda?
SİBEL:-Teyze sen gerçekten yıllardır şu resimle konuşup duruyor musun?
GÜLİZAR:-Resim değil O.Hilmi bey..Hem de kanlı canlı bir insan..Konuşabiliyor.Şarkı söylüyor..Ud bile çalıyor bize..Öyle bakmayın yüzüme..Ben bunak değilim..Vallahi o canlı..
(Gençler birbirine bakar..)
TOLGA:-Ne zamandan beri orada yaşamaya başladı bu Hilmi bey? Yaşamak için çok sıkıcı bi yer olmalı, soldan sağa 40 yukardan aşağı 55 santimlik bir alan, ben olsam patlarım vallahi (Alaylı,eliyle çerçeveyi gösterir)
GÜLİZAR:-Uzuun yıllar oluyor..Dağlarda eşkiya kovalarken vuruldu diye haberi geldi önce..Dünyam başıma yıkıldı..Sonra cenazesini getirdiler..Paramparça bir askerin cenazesi..Tanıyamadım bile..”Bu Hilmi bey değil” diye tutturduysam da beni dinlemediler..Oysa ben biliyordum gerçeği.Hilmi bey değildi
SİBEL:-Sonra ne oldu?
GÜLİZAR:-Sonra ben hep bekledim..Baharlar,kışlar geçti..Yağmurlar, karlar yağdı..Ondan hiç bir haber yoktu..Onsuz hala devam eden hayata küstüm, insanlara küstüm, kendime küstüm..Aldım şu tüfeği elime, dayadım başıma..”Siz bana gelmezseniz ben sizin yanınıza gelirim Hilmi bey” dedim ve….
SİBEL:-(merakla) Ve????
GÜLİZAR:-Ve tam tetiğe basacakken, bir el dokundu omuzuma..Döndüm baktım..Hilmi bey…Tüfeği elimden aldı..Bana sarıldı…Nefes alıyordu..Sıcacıktı..Onun kollarında hıçkıra hıçkıra ağlarken, gözlerim bu çerçeveye takıldı..Bomboştu…O an anladım ki Allah beni yanına almaktansa Hilmi beyi bana geri vermişti…
TOLGA:-Peki başka hiç kimseniz yok mu? Ya Nezahat kim? Onun yaşındakiler, evcilik,bebek , internette oyun filan oynarken bu çocuğun bu izbe yerde işi ne?
GÜLİZAR:-Yok evladım.Onun da kimsesi kalmadı.Tarih okumuyor musunuz siz?Nezahat onbaşı’yı bilmez misiniz?
SİBEL:- O da kim?
NEZAHAT:- Savaş yıllarında 70. alayın simgesiydim ben.
SİbEL:- Yok daha neler..
TOLGA:- (seyirciye doğru işaret eder) Anaa çocuk da deliymiş.
GÜLİZAR:-Durun ben size Hilmi beyle tanışmamızı anlatıyordum yarım kaldı..Savaş zamanı.. Bütün ailemi kaybetmiştim.. Hilmi bey beni onların cenazelerinin başında ağlarken gördü.. Hatırladı beni. yanına aldı..Bir süre onlarla birlikte silah kuşanıp ben de dağlarda düşman kovaladım..Nezahat’i de o yıllarda tanıdım..Sene 1921 filandı..
SİBEL:-Yuh..
GÜLİZAR:-Savaş sona erdiğinde Hilmi bey beni götürüp yatılı kız mektebine yazdırdı.Orada bırakıp gitti..Giderken yüreğimi de götürdüğünün hiç farkında olmadan…
SİBEL:- Sonra?
GÜLİZAR:-Sonra bir gün geri döndü.”Benimle evlenir misin Gülizar?” dedi…O an kollarında düşüp bayılmışım saadetten…Derken evlendik…Allah çocuk vermedi bize..Ne biz evlat yüzü görebildik, ne de buncağız ana-baba gördü.(Çocuğu işaret eder)
TOLGA:- Bu çocuk kimin?
GÜLİZAR: İstanbul işgal altındayken, annesini veremden kaybetmiş Nezahat…Babası Albay Hafız Halit Bey ile cepheden cepheye koşuyordu.Savaş yılları tabii..2.İnönü savaşının içindeydik o zamanlar..Nezahat savaş bitip de ben tamamen yapayalnız kaldıktan sonra bir anda ortaya çıktı…”Ağlama, sen bana ana ol, ben sana evlat olayım” dedi..
SİBEL:-Biz de yedik! İyi de teyze.Bu hesaba göre sizler neredeyse 100 yaşındasınız.
TOLGA:- Teyze anlaşılan o ki, sen fazla kitap okumuşsun..Okumuş okumuş kendini kaptırmışsın..Çocuğu da ziyan etmişsin..Yazık bu çocuğa.
GÜLİZAR:- Öyle deme evladım..Hiç birimize yazık olmadı…Bizler severek, isteyerek öldük bu vatanın uğrunda..Çok zor yıllardı..Gülizar 9 yaşında..Ben 14..Elde yok avuçta yok..Cepheden cepheye koşuyoruz.. Türk askeri Yunan saldırıları karşısında zor anlar yaşıyor..Kaç canı ellerimizle bu topraklara verdik sayamadım bile..
TOLGA:-(Resme bakarak) Ne yani sizler kaç Yaşındasınız ki?Teyze biraz usturuplu at Allah aşkına ya..
GÜLİZAR:- Bizler yarım kalmış hayatların insanlarıyız oğlum..Yaşayamadıklarımızı, yitirdiklerimizi aramak için döndük.
SİBEL:- Tek bir kelimesini anladıysam ne olayım..
TOLGA:- Tırsmaya başladım ben. !Anaa Dede de çok sert görünüyor
GÜLİZAR:-Tırsma evladım, bakma öyle sert başgardiyan gibi göründüğüne, yumuşacıktır kalbi(resme sevgi dolu bakar.Kız öfkeyle ayağa fırlar)
SİBEL:- Yeter! Tamam bak bu kadar sizi eğlendirdiğimiz yeter, bu hortlama geyiği de sıkmaya başladı iyice . Gidiyorum ben
GÜLİZAR:- (olduğu yerde tüfeği doğrultur)Yyiyorsa git, Alimallah senide katıveririm bizim aleme
SİBEL:-Lütfen teyzeciğim ne olur..Bak benim de bir annem babam var.Meraktan ölmüşlerdir.Polise gitmişlerdir.Ortalık ayağa kalkmıştır. Bırak gideyim.Nezahat söyle büyükannene bizi bıraksın..
NEZAHAT:- O sizden zor bir şey istemiyor ki..Sadece biraz sohbet edelim,bu ev biraz insan yüzü görsün istiyor..Hep burada kalmayacaksınız..sonra bırakacak sizleri.
GÜLİZAR:-(Tüfeği kıza doğrultarak,ve öteki eliyle de terliğinin tekini çıkarıp tehditkar bir şekilde sallayarak) Ne o yemedi mi?.Yürüyün bakalım odanıza cezalısınız ikiniz de
TOLGA:-Ama ben bir şey dememiştim ki.Ben niye cezalıyım?
GÜLİZAR:-Aman ne bileyim cezalısın işte yürü haydi.Hem de katıksız hapis cezası.(gençler korkuylai kaçarcasına çıkarlar)Nezahat yürü kızım biz de odamıza gidelim.(Onlar da çıkarlar)
(Birkaç saniye sonra perde aralığından önce Tolganın başı görünür..Biraz alt kısmından Sibel’in kafası çıkar..Sağa sola bakınırlar..Sahne boştur..)
TOLGA:- Hayret..Manyak Teyze yok
SİBEL:- Bu mucizeyi değerlendirelim..Yürü..
(Sessiz ve ağır adımlarla sahneye girerler..Kapıya yönelirler..Tolga elini kapıya atar..O anda çerçevedeki Hilmi bey canlanır..Parmağını tehditkar bir biçimde sallayarak gençlere bakar)
HİLMİ BEY:- Nereyeeeee!! Geriye dön ! odalarınıza marş marş !
(Gençlerin ödü patlar..Çığlık çığlığa kaçarlar,tekrar perdenin arasından kaybolup,odalarına koşarlar…)
Sahne kararır..
-V-
Sahne aydınlanır…
(Kadının elinde tüfek, gençlere doğrultmuş.Çocuğun elinde çatal.Tabaktaki pastayı bir oğlana, biz kıza yediriyor..)
SİBEL:- Teyze bu evde neden her şey küf kokuyor? Verme, istemiyorum. Kusacağım..
GÜLİZAR:-Ağzın doluyken konuşma.Hem kusarsan gebertirim..Evet Tolgacım sen devam et..
TOLGA:-Sonra annem ve babam boşandılar.Zannediyordum ki beni paylaşamayacaklar.Ama yanılmışım..Mahkemede ikisi de beni istemediler.. çocuk aklımla bir anda kendimi çok gereksiz ve yapayalnız hissettim..
GÜLİZAR:-Ondan sonra mı dayınlarla yaşamaya başladın?
TOLGA:-Evet..Ama bu benim kendi tercihim değildi.Annem Amerika’ya gideceğini bahane ederek, beni dayıma emanet etti.Sonra da hiç arayıp sormadı.Sonra da üniversite maceram başladı.Kendi yağımla kavrula kavrula geldim bugünlere..
(Çocuk bir çatal pasta da Tolga’nın ağzına tıkar..)
GÜLİZAR:-Sibel sen ne zaman başlayacaktın hastanedeki görevine?
TOLGA:-Teyze bu pasta çok küf koku…
GÜLİZAR:- Sus.Ve ye.Hem de çok beğenerek ye..
TOLGA:- Peki teyze..Öğğ..Çok güzel..
SİBEL:-Size rastlamasaydım, bugün yolda olacaktım..
GÜLİZAR:-Tek başına ? Taa kaz dağının tepesindeki o köyde? Bana deli diyene bak ?
SİBEL:-Lojman ayarlanmıştı bana.Ah teyze sen ne yaptın?Kimbilir orada benim yolumu gözleyen kaç tane kadıncağız vardı.Hiç bir ebenin gitmeye cesaret edemediği garip bir köydü orası..Ben oradaki hastalara umut olacaktım..
GÜLİZAR:-Gidersin yavrum.Ben hele bu akşam Hilmi bey’le, Nezahat’le bir konuşayım..Onları da ikna edersem seni belki bırakırım..
TOLGA:-Ya ben? Teyze bırak bende gideyim be! Söz bak ne polis ne candarma ne savcı ne hakim, hadi benim tatlı teyzem bırakta gideyim bende
(Kapı vurulur..)
GÜLİZAR:-Kapı..duydunuz değil mi?Kapı çalınıyor… (Gençler bir ağızdan bağırmaya başlarlar..)
-İmdaaat!! Kurtarın bizi…..
GÜLİZAR:- (Yine terliğinin tekini çıkartıp tehditkar bir biçimde sallayarak)Susun bakayım..Çok ayıp..Çabuk odanıza.Sesinizi çıkartırsanız gebertirim.
(gençleri odalarına gönderir…Nezahat’e bakarak.)
GÜLİZAR:- Bozuk bir tüfekle onları ne güzel kandırıp korkutuyoruz.Ne güzel şaka yapıyoruz.Ne güzel oynuyoruz değil mi Nezahat’çığım?
NEZAHAT:- Evet ben çok eğleniyorum büyükanne..Çok güzel oyun bu..Kapıyı açmayacak mıyız?
GÜLİZAR:- Ah evet..Bakalım bizim küçük eğlencemize katılmak üzere şimdi kimler gelmiişş.
(Tüfeği koltuğun arkasına saklar..Kapıyı açar…Elinde silahla bir adam dalar içeri…Diğer elinde bir çanta vardır..)
HAMZA:-Kıpırdama..Çekil..Kapat kapıyı..Sesini çıkartma yoksa gebertirim..Çocuk sen de gıkını çıkartma.Şakam yok..
(Kadın ve çocuk ellerini kaldırırlar..)
GÜLİZAR:-Gel gel..Hoşgeldin çocuğum..Ne o? Biri mi kovalıyor seni?Ah evladııım..Çok koşmuşsun sen..Geç şöyle otur..Bir su getireyim..
(Adam şaşkın şaşkın kadına bakar..Biraz tereddüt ettikten sonra silahını kadına doğrultur..)
HAMZA:-Sus be kadın….Konuş,bu evde sizden başka kimse var mı?
(Hamza konuşurken Gülizarın üstüne doğru yürür, Gülizara konuşma sırası geldiğinde de Gülizar Hamzanın üstüne üstüne yürüyerek cevap verir.Gülizar silahtan korkmamaktadı.konuşurken hamzanın silahına dokunur, hatta bir ara parmağını namluya sokar, parmak namluya sıkışır.Çekerek zorla çıkartır.)
GÜLİZAR:-Susayım mı konuşayım mı karar ver be oğlum
HAMZA:-Başka kimse var mı?
GÜLİZAR:-Yoo..Hilmi bey, Nezahat ve ben..Başka kimsem yok..
HAMZA:-O dediğin adam nerede?
GÜLİZAR:-İlahi oğlum nerde olacak.Çerçevenin içinde işte.Görmüyor musun?
HAMZA:-Manyak mısın teyze..Aman be neyse..Paran pulun var mı ?Bu ev senin mi?
GÜLİZAR:-Var yavrum..Ne kadar lazım getireyim..Bu arada ev rahmetli kayın pederimden kaldı bize..Burayı satmam için çok uğraştılar..Karşılığında 4 daire vermeyi teklif etti müteahhit..Ama Hilmi bey sattırmadı..
(İçeriden gençlerin sesleri gelir…)
-İmdaaaatt! kurtarın bizi….
(Adam şaşkın şaşkın bakınırken kadın adamın silahını kapar..Adama doğrultur…)
GÜLİZAR:-Aman iyi bari..bu silah küçükmüş..Tüfeği taşımaktan kolumda derman kalmamıştı.(Seyircilere dönerek)Üstelik de bozuk bir tüfek….Sinek bile öldüremiyor…Ne iyi ettin de geldin oğlum..Geç otur şöyle.Hoşgeldin..Üzerinde telefon,bıçak,tabanca ne varsa çıkart şu sehpanın üzerine koy bakalım.Şu çantanı da ver..Hadi evladım….Hoşgeldin evine..
Adam korkuyla ellerini kaldırır..
Sahne kararır…
-VI-
Sahne aydınlanır..
(Hamza,Sibel,Tolga, Nezahat yerde oturmuş kağıt oynamaktadırlar..Kadın elinde silahla koltukta onları izler..)
NEZAHAT:- Büyükanne..Hamza abi kağıt çalıyor…
HAMZA:- Sus lan velet..
GÜLİZAR:- (öteki eliyle terliğin tekini çıkartıp sallayarak)Hamzaaa.Rahat dur..Bak terlik geliyor kafana..Hadi, devam edin çocuklar..Aferin..
SİBEL:-Bu nasıl bir saçmalıktır ya..Silah zoruyla iskambil oynuyoruz.
GÜLİZAR:-Sus..Mızıklama..Eğlen bakayım.. yoksa vururum..
TOLGA:-Tamam teyze kızma..Çok eğleniyoruz biz..
HAMZA:-Sen nasıl bir manyak çıktın teyze..Ne yapmaya çalışıyorsun..Hiç mi uyumayacaksın?Hiç mi arkanı dönmeyeceksin?Hiç mi boş bulunmayacaksın..Bak yemin olsun ilk fırsatta ben seni geberteceğim bilesin….
SİBEL:- Ben geleli ne uyudu, ne tuvalete gitti..Ne bir an gaflete düştü..Böyle cin cin bakıyor, o bakmazsa Hilmi dede bakıyor
TOLGA:- Çişi bile gelmiyor yahu..
GÜLİZAR:-Nezahat koş çabuk içeriden acı biberi getir..Hepsinin ağzına sür..Bir büyükle nasıl konuşulacağını öğrensin bu haylazlar…..
HAMZA:-Hele bir denesin..Onu da gebertiveririm..Hele sen teyze..Hele sen…Sen artık bir ölüsün…Bak ben sana neler edeceğim..
GÜLİZAR:- (Bir kahkaha atar) Ben zaten ölüyüm evladım…
SİBEL:-Hangi birinizden korkacağımı şaşırdım..Hepinize lanet olsun be..
HAMZA:-(Kıza bakarak) Şştt..Alooo…Adam ol..Boğuveririm seni..
TOLGA:-(Kızın önüne siper olarak)Sen kimi boğuyorsun be? Katil misin lan sen?
HAMZA:- E Eveeett..,
GÜLİZAR:-Hey çocuklar durun..Yaramazlık etmeyin..Hilmi bey hiç sevmez böyle şeyleri..
HAMZA:-Ulan sana da…Hilmi beye de… (Bir anda döner ve kadının elindeki silahı kapar…Gençler korkuyla fırlarlar..oğlan kızın önüne siper olur.Gülizar en öne geçip hepsine birden siper olur.İki kolunu yanlara açar..Herkes ellerini kaldırır…)
HAMZA:-Hanginizden başlayayım ulan? Söyleyin..Hanginizden?
TOLGA:- (Gülizarın kolunun altından başını uzatarak)Saçmalama..Aç şu kapıyı da hep birlikte çıkıp canımızı kurtaralım..
HAMZA:-Yok ya..Hepiniz beni tanıdınız..Sağ bırakır mıyım?.(Tolga’ya)Hele sen, gammaz bi tipin var zaten.Teyze,dokunmadın di mi içindeki paralara? Koş dedim sana velet….Çabuk..
GÜLİZAR:-Dur oğlum İki ayağımı bir pabuca soktun..Ben senin çantanı nereye koyduğumu hatırlamıyorum bile..
HAMZA:-Çantam diyorum kadın…Bak sıkarım kafana..Şu sokak kapısının anahtarını da getir..
(Arkası resim çerçevesine dönüktür..Bir anda çerçevedeki Hilmi bey canlanır..Adamın kulağını tutar ve çekmeye başlar..Sibel ve Tolga korkuyla çığlık atarlar…Hamza arkasını döner, Hilmi beyi görür,şok geçirir, düşer bayılır…
Sahne kararır..
-VII-
Sahne aydınlanır…
(Sahne boştur..Hilmi bey yine çerçevenin içindedir.. Kapı çalınır..Çalmakta olan kapıya doğru bakar..)
HİLMİ:- Gülizar hanım..Kapı…(Gülizar sevinç içinde sahneye girer…Kapıya yönelir..)
GÜLİZAR:- Geldim geldim…(Gözü çerçevedeki resme takılır) Hayırlı sabahlar efendim..Siz de zilin sesine mi uyandınız?(Kapıyı açar..Kapıda iki polis memuru vardır…)
POLİS1:Günaydın teyze..içeri girebilir miyiz?
GÜLİZAR:-Tabii evladım lütfen buyurun…Gir çocuğum sen de..Geçin geçin..Rahat edin..
POLİS2:-Birini arıyoruz teyze..Bak şu resimdeki adamı hiç gördün mü?
(Kağıtta bir çöp adam resmi vardır.Kadın resme bakar..)
GÜLİZAR:- Aaaa..Hamza…
Polisler bir ağızdan:- Nee? Gördün mü?
GÜLİZAR:-Ne yapmış bu adam?
POLİS1:-Banka soyguncusu..Soygundaki ortağını da vurarak, soygun paralarıyla birlikte kaçtı..En son buralarda görülmüş..
GÜLİZAR:- Bak edepsize..Ben onun kulağını çekerim evladım.. Hatta ağzına biber bile sürerim.
POLİS2:- Boş boş konuşma teyze, acı biberle kulak çekmeyle olurmu ?.Adam nerde onu söyle…
GÜLİZAR:-Ben size birer çay getireyim..Rahatınıza bakın..Hemen demlerim..
POLİS2:-Ne çayı teyze..İşimiz gücümüz var bizim..Adam nerde, onu söyle sen..
GÜLİZAR:-Cevap alınca hemen gidecek misiniz?
POLİS2:-Yok önce yemek, sonra kahve, iskambil de oynarız çayına çorbasına, hatta yatıya da kalırız belki. Tövbe tövbe. Tabii ki gideceğiz..Haydi oyalama bizi .Adam nerede?
GÜLİZAR:-Burada olabilir dee, olmayabilir de..Yani aslında ben bu Hamzayı sarımsaklasam da mı saklasam, sarımsaklamasam da mı saklasam bilemedim.
POLİS1:-Teyzeciğim zamanımız yok.Sen hele bize teslim et,biz onu sarımsaklı da yeriz sade de.Hadi söyle artık Hamza nerde?
POLİS2:-Bak kafam atıyor..Haydi meşgul etme bizi..
Birden içeriden Hamza,Sibel ve Tolga’nın sesleri gelir..
-İmdaaat! Kurtarın bizi….
(Polisler şaşırırlar..silahlarına davranırlar…Gülizar daha atik davranır, sabahlığının cebindeki silahını çıkarır..Polislere doğrultur…)
GÜLİZAR:-Hiç niyetlenmeyin..Atın silahlarınızı yere..Çekilin..Geçin şöyle köşeye…Kıpırdamayın vururum…
POLİS1:- Neeee! Dellendimi teyze?
POLİS2:- Haydaaa!
Silahlarını yere bırakırla..ellerini kaldırırlar..
Sahne kararır…
-VIII-
Sahne aydınlanır…
(İki polis,Hamza, Sibel, Tolga parmak uçlarına basa basa sahneye girerler..Kapıya yönelirler..Hamza öndedir..)
HAMZA:-Şşştt…Sessiz olun…(Kapıyı kurcalamaya başlar…) Ben ne kasalar soymuş adamım..Bu kapıyı mı açamayacağım?
POLİS2:- Not alıyorum bu itirafını.Konuştuğun her şey alehinde delil olarak kullanılacak.Avukat tutma hakkın var.Tutamıyorsan devlet sana bir müdafi tayin edecektir.. Ne diyorum ben ya?
POLİS1: Amirim susun isterseniz.
HAMZA:- Anaaa iki ucu boklu değnek..Dur lan.Ben niye Bu aynasızları kurtarayım ki..Vazgeçtim..Dönün odalara…
POLİS1:- Durun sakin olun..Tamam lan..Aç sen kapıyı..Bu yardımını da not alıyoruz merak etme..Bizim de sana iyiliğimiz olacak..
SİBEL:- Dede hortlamadan aç şu kapıyı çabuk…
POLİS2:- Aptal aptal konuşma.Hortlak diye bir şey yoktur.
HAMZA:- Var var..Kız doğru söylüyor..O resimdeki dede hortlak
POLİS1:- Saçmalamayı bırakın da..Hadi aç şu kapıyı..
(Resimdeki Hilmi bey canlanır…Çerçeveden çıkar..)
HİLMİ BEY:- Siz kime hortlak diyorsunuz saygısızlar….Çekilin bakayım o kapıdan..Çabuk odalarınıza gidin densizler…
(Hepsi korkuyla, çığlık çığlığa kaçarak sahneden çıkarlar..)
Sahne kararır
-IX-
Sahne aydınlanır
(Sibel Tolga.Hamza ve iki polis memuru koltuklara oturmuşlar..Kadının elinde silah,en köşede herkese doğrultmuş silahı…)
GÜLİZAR:-Ee polis oğlum sen anlat..Evli misin?Nerelisin?Çoluk çocuk var mı?
POLİS1:-Bekarım teyze..Yeni başladım mesleğe..Sayende de başlamadan bitecek gibi meslek hayatım…
GÜLİZAR:-Öyle deme evladım..Eee? nerelisin?
POLİS1:Adana’lıyım teyze.…
GÜLİZAR:- (2. polise dönerek) Ya sen evladım?Sen nerelisin? Evli misin bekar mısın?
POLİS2:-La havle..Sana ne be kadın…
GÜLİZAR:- (Terliğini çıkarıp tehditkar bir biçimde sallayarak)Yavrum adam gibi cevap ver de patlatmayayım kafanı..Sana bir şey sorduk di mi?
POLİS2:- Evliyim.. Çoluk çocuk sahibiyim..Ne olacak?
GÜLİZAR:-Eee?Anlat çocuğum tek tek sordurma..Nerelisin?
POLİS2:-Bursa’lıyım ne olacak?Ya sen ne yaptığının farkında mısın teyze?Bu kadar insanı rehin alıp da nereye kadar tutacaksın?
HAMZA:-Hiç olmazsa beni bırak teyze kurban olayım..
POLİS2:-Konuşma lan..Sen tutuklusun..Şu anın tadını çıkar, bir daha dışarıyı göremeyeceksin..
HAMZA:- (Alaylı)Ay çok korktum..Hiç birimiz buradan çıkamayacağız..Bu manyak hepimizi öldürecek….Lanet karı ne uyuyor, ne arkasını dönüyor,ne bir açık veriyor..Bu manyak biraz dalsa, bu sefer de, şu çerçevedeki hortlak yardım ediyor..
POLİS2:-Hortlak mortlak yok.Deli numarası yapma.Biz o an hayal gördük..Stresten bir anda resim canlandı zannettik…
SİBEL:-Ama bu doğru….O dede sahiden hayalet…Vallahi horum horum hortluyor.
HAMZA:-Benim kulağımı çekti be..
TOLGA:-Ben bu sabah odamdan çıktım..Bu pencereyi açtım..Aşağı inmeyi deneyecektim…..Birden canlanıp arkamdan dolanmış.Enseme öyle bir şaplak attı ki, az daha altıma kaçıracaktım. Eli de öyle ağır ki .
POLİS1:-Amirim bunların sinirleri bozulmuş..Kim bilir kaç gündür burada kapalılar yazık…Hayaller görüyorlar artık..
POLİS2:- Evet evet..Hayaldi o..
POLİS1:- Gerçi biz de gördük ama..Neyse orasını boşverin.Hayaldi ..
GÜLİZAR:-Hilmi bey hayalet değil..terbiyesizlik etmeyin.Sizin benim kadar canlı o…(resme döner) öyle değil mi Hilmi bey? Hem siz onların kusuruna bakmayın..Cahil çocuklar..(Resimdeki adam donuktur.tepki vermez..)
POLİS2:-Hepiniz manyaksınız.Kim bilir bu kadın sizlere neler içirdi de hep beraber halisülüsyum görüyorsunuz..
TOLGA:- Sanki bizim gördüğümüzü sen de görmedin..
POLİS1:-Amirim halisünasyon olmasın o?
POLİS2:- Sus..Bana itiraz etme..
HAMZA:-Abi valla billa ara sıra hortluyor bu..
POLİS2:- Bir ara bana bile öyle geldi..Ama göz yanılmasıydı o..Teyze bir müsaade et benim şuna kelepçeyi takmam lazım..
HAMZA:-İzin verme teyze.Sanki buradan kaçacak durumum mu var?
POLİS2:- (Arkasındaki kelepçeyi çıkarır kadına gösterir) Takayım mı teyze?
GÜLİZAR:-Takma evladım..Bizler burada aile gibiyiz..Hatta aileyiz..Sizler kardeşsiniz.Affet gitsin..Yapmış bir cahillik..
HAMZA:- Yürü be teyze, kim tutar seni…
POLİS2:- Adam banka soydu teyze..Üstüne bir de cinayet işledi.. Fırsat bulsa sana bile tecavüz eder, kendine acımıyorsan şu kızcağızlara acı (Hamza pis pis sırıtarak bıyıklarını burar)
GÜLİZAR:- Çok kötü şeyler yapmış.. Hamza özür dile de affetsin hadi.
POLİS2:-Aloo, teyzee !…. Banka diyorum, soygun diyorum, bak cinayet diyorum, yediden 70 e her türlü tecavüz diyorum ohooo kime diyorum
POLİS1:-Yahu teyze, hepimizi neden burada tutuyorsun?Amacın ne?
GÜLİZAR:- Biz çok yalnızız oğlum..Sadece etrafımızda insan sesi,insan nefesi olsun istedik..Kimsenin ne canını yaktık, ne bir zarar verdik..
POLİS2:-İyi de ne zamana kadar bizi burada tutabilirsin?Bak burada kaç kişiyiz..En sonunda bir fırsatını bulup seni etkisiz hale getireceğiz..
GÜLİZAR:-Farzedelim ki öyle oldu.Biz cezaevine girdik..(Bir kahkaha atar) Gerçi hiç mümkün değil ama.. Her halukarda yalnızız.. Bırakın şu kalabalığın biraz daha tadını çıkartalım çocuklar..
POLİS1:- Bu çocuk kim?Anası babası merak etmiyor mu O’nu? O’nu da mı kaçırdın?
NEZAHAT:- Ben onbaşı Nezahat..
POLİS2:- Al sana bu da manyağın küçük versiyonu..
POLİS1:-Yahu teyze canın kalabalık çektiyse müsaade et seni biz bi maça götürelim, elinde dev Galatasaray bayrağı, ardında bir sürü insan, hem de, kalabalığın en alası. Hatta amigo yaparız seni. Bey amcayı da götürürüz çerçevesiyle. Olmadı Çin’e göndeririz seni, en baba kalabalık orda, bir buçuk milyar.(parmaklarıyla kum gibi işareti yapar)
TOLGA:-Bunları ben de denedim, hiç işe yaramadı..Yemedi yani..
POLİS2:- (Tolgaya dönerek) Kes sesini
SİBEL:-Ona bağırma…
POLİS2:-Sen de kes sesini..
TOLGA:- Ona bağırma…
POLİS2:- Susun be..
TOLGA-SİBEL:- (Bir ağızdan) Bize bağırma..
POLİS2:-Ulan sizin…
GÜLİZAR:- Kavga yok..Hepiniz kardeşsiniz dedim ya size aaa
HAMZA:- Ben hala karar veremiyorum teyze. Gitmek mi bana daha hayırlı kalmak mı?
POLİS2:- (Hamzaya dönerek) Kes be sen de
GÜLİZAR:-Sanki hepimiz bir aileymişiz..sizler çocuklarımmışsınız…Hep birlikte beni ziyarete gelmişsiniz…
SİBEL:- (aksi aksi) Sanki evcilik oynuyoruz…
TOLGA:- (Sibel’e) Şşşttt..
GÜLİZAR:-Ama biz böyle hayal etmemiştik…Sanki bir şeyler yanlış..Sizler bizi sevmiyorsunuz…Biz böyle istememiştik ki…
POLİS2:- Ha şunu bileydin…
HAMZA:-Ya elinde silah, dikilmişsin tepemize Azrail gibi..neyini sevelim senin?
GÜLİZAR:-Hepiniz böyle mi düşünüyorsunuz.?
Hepsi bir ağızdan:- Evet…
(Hamza bir anda çocuğu yakalar..Boynuna kolunu dolar..…)
HAMZA:- Aç şu kapıyı yoksa çocuğu gebertirim…
POLİS1:- Sakın..Bırak çocuğu..
HAMZA:- Ver bakalım silahı.Ver yoksa çocuğun boynunu kırıveririm.
(Kadın silahı Hamzaya verir.Terliğinin tekini çıkarır, silah gibi sallar..)
HAMZA:- Aç kapıyı teyze..Ve çantamı da getir..Hemen…
NEZAHAT:- Dede yardım et..
HAMZA:-: ( Resme döner..) Dede sen de otur oturduğun yerde..Valla kırıveririm gebertirim çocuğu
POLİS2:- Sen hele bir ona zarar ver..
GÜLİZAR:- Hamza kaşınma evladım..Bırak onu…
(Çerçevedeki resim canlanır..Hilmi bey çıkar çerçeveden…)
HİLMİ BEY:- Sen eceline mi susadın be adam? Derhal bırak çocuğu….
(Hamza üç el ateş eder Hilmi bey’e…Hilmi beye hiçbir şey olmaz.Hamzanın üzerine doğru yürümeye devam eder.Hamza korkar..Düşer bayılır…Gülizar onu kaldırıp koltuğa oturtur.Diğerleri çığlık çığlığa birbirlerine sarılırlar..)
POLİS1:- Amirim benim gördüğümü siz de görüyor musunuz?
POLİS2:- Evet.Yani ben gayet saçma sapan bir şey görüyorum şu anda..
HİLMİ:- Korkmayın.Benden sizlere bir zarar gelmez..Çocuğa bir şey olmazdı ama kurşun sekip sizleri yaralayabilirdi. kimseyi korkutmak istemem.Ben çok gerekmedikçe hareket bile etmiyorum kimse korkmasın diye.
POLİS1:- Amirim ben galiba korkuyorum
POLİS2:- Korkma.Biz burada uyuduk kaldık..Şu anda salak bir rüya görüyoruz.Birazdan uyanacağız..
POLİS:- Başüstüne amirim..Rüya.Evet ben de şu anda kabus görüyorum.
(Bir an sessizlik olur….)
GÜLİZAR:- Pekala..Gitmek mi istiyorsunuz?
Hepsi bir ağızdan
-Evet..
HİLMİ:-Evet..Onları serbest bırakalım Gülizar hanım..
(Hepsi şaşırırlar…Tolga ve Sibel sevinçle birbirine sarılır…)
Hepsi bir ağızdan.-Yaşa sen dede…
HAMZA:-Dede gözünün yağını yiyeyim bir tek beni bırak, gerisi kalsın sizinle…
POLİS2 :- Sen hiç konuşmaaa..
GÜLİZAR:- Yarın sabah her biriniz evlerinize dönebilirsiniz çocuklar…
TOLGA:- Niye yarın sabah? Bırak şimdi gidelim ne olur..
HAMZA:-Etme ne olur.. Bir tek beni bırak..Bunlar beklesin sabaha kadar neolur
Sibel:- (Hamza’ya) Aptal aptal konuşma..Ya da konuşacaksan da kendi adına konuş..
GÜLİZAR:- Hiç birinizi ayırmam..Hepiniz evladım gibisiniz..Anca beraber, kanca beraber..
NEZAHAT:- Aslında.. Gitmeseler olmaz mı büyükanne.. Bari birkaç gün daha kalsaydılar..(Herkes çocuğa hareketlerle tepki koltuktaki yastığı fırlatacakmış gibi çocuğa sallar.Çocuk korkar,büyükannesine sokulur)
GÜLİZAR:- Üzülme kızım.Onlar gider, başkaları gelir..
HAMZA:- Beni ayır teyze..Ben kötüyüm..Hırsızım..Katilim…Hay Allah kahretsin beni..Öğğkk..At beni sokağa..Bak bunlar kalsın..İyi bunlar..Bas bağrına hepsini otur burada..
GÜLİZAR; Sen sus Hamza! Yoksa geliyor son yardım.
HAMZA:O da ne be?
GÜLİZAR:Hani var ya? Zeytinli camiinden ikindiyi müteakip hoca önderliğinde allahuekbeeer,(başını sola çevirir) eselamunaleykum ve rahmatullah (başını sağa çevirir) eselamunaleykum ve rahmatullaaaah (sertçe alaylı) yallaaah….
HAMZA:Son yardım bu mu teyze? Yardım deyince zannettim ki üç beş kuruş toka edeceksin
GÜLİZAR: Dur daha devamı var. Eyyyy camaati müslimiiin merhumu nasıl bilirdiniiiz? diye soracak hoca.Cemaat şöyle cevap verecek.
NEZAHAT. Hırsız
TOLGA:Soyguncu
POLİS1:Sapık
Polis 2:Katil
Sibel.: Tecavüzcü
HAMZA: Yuh bee, bıraktığımız mirasa bak, hiç mi iyi diyen yok, (resme döner )ya sen bey amca?
(Resim manalı manalı gülümser sadece.Eliyle işaret yapar.baş parmağıyla yeri gösterir) Tamam be şu hale bak resim bile anlamış ne bok olduğumu….
GÜLİZAR: Pekala.Eğer çok istiyorsanız, yarın sabah gidebilirsiniz çocuklar.
POLİS1:- Neden yarın sabah?Neden şimdi değil?
GÜLİZAR:- Çünkü bir şartım var…
Hepsi bir ağızdan..
-Nedir?????
GÜLİZAR:- Ben silahımı bırakacağım..Sizlere yemekler yapacağım…Bu gençleri dizlerime yatırıp saçlarını okşayacağım…Sizler bizimle sohbet edeceksiniz..Nezahat’e masallar anlatacaksınız. Bıkmadan, kızmadan.…Sadece şu andan, yarın sabaha kadar…Kabul mü?
HAMZA:- Benim yemek olayına itirazım var..Yemekler küf kokuyor..Sen yapma teyze.Dışardan söyleyelim. Mesela bana bi buçuk adana bol zerzevatlı (gözler çakmak çakmak)(Herkes Hamza’ya ters ters bakar)
TOLGA:- Teyzeciğim insaf et zaten hepimiz gerildik..Şu hortlaktan da korkuyoruz..Artık daha fazla eziyet etme neolur..
HİLMİ:- Bir daha bana hortlak dersen seni tutar duvara yapıştırırım çocuk..
TOLGA:- Tamam dede. Kızma.Lafımı geri aldım.
POLİS1:- 24 çok..bari 12 saat olsun…ben 12-24 çalışıyorum teyze
GÜLİZAR:- Pazarlık yok.. Tamam mı?Anlaştık mı?
POLİS1:- :-Sana evet dedikten sonra silahı indirdiğin anda hepinizi etkisiz hale getirebiliriz..Bunu düşünemiyor musun?
HİLMİ:- O dediğin biraz zor evladım.
POLİS1:- Pardon dede.Ben sizleri normal insan olarak şey ettim de bir an..
HİLMİ:- Gülizar hanımı duydunuz.Bizler, sizlerden çok zor bir şey istemiyoruz.
GÜLİZAR:- Çocuk için.Çocuğun hatırı için.Sadece 24 saat.
(Bir sessizlik olur)
TOLGA:-Amirim .Sadece 24 saatlik bir aile ortamı..Bundan daha masum bir istek duydunuz mu?Onları kandırmayalım…Sabaha kadar hepimiz dayanabiliriz.
SİBEL:- Bu lanet yerden kurtulmak için sana anne bile derim..Yeter ki bitsin artık bu eziyet..
GÜLİZAR:- O halde dinleyin…Hepiniz güçlü kuvvetli,akıllı gençlersiniz..Silahımı indirdiğim anda buradan kurtulabilirsiniz.Bakın bu isteğim sizden değil, vicdanınızdandır… İnsafınıza sığınarak bırakıyorum silahı…
(Kadın yavaş yavaş silahı yerine bırakır…Herkes hareketlenir.Sanki kadının üstüne atlayacaklarmış gibi bir poz alırlar.Öylece sahne donar.)
Sahne kararır…
-X-
Sahne aydınlanır….
(Sibel Nezahat’in saçlarını taramaktadır..Hamza’nın dizlerinin üzerinde bir tepsi..tek eliyle pirinç ayıklamaktadır…Diğer elinden polis2’nin eline kelepçelenmiştir…Polis2 diğer eliyle bir gazetenin bulmacasını çözmektedir..Tolga elinde çay tepsisiyle sahneye girer..Herkese çay ikram eder, bir bardak çayı da Hilmi beyin resminin önüne koyar)
TOLGA:-Buyur dede çayın, hakiki paşa çayı afiyet olsun dedeme …(Hilmi bey çerçevenin içinden uzanıp çayı alır ve içmeye başlar…Polis1 elinde kontrol kalemiyle sahneye girer..)
POLİS1:- İçerideki prizi tamir ettim ana…Başka bozuk bir şey var mı?
GÜLİZAR:-Bir de banyonun ampulu yanmış,onu değiştirir misin güzel oğlum?
POLİS1:-Hemen … (Tekrar sahneden çıkar)
(Hamza pirinç ayıklamayı bitirmiştir…Tepsiyi uzatır)
HAMZA:-Ana buyur….Pilav tavuklu olacak bak söz vermiştin…Ha , bir de mümkünse küf kokmasın..
GÜLİZAR:-(tepsideki pirinçlere bakar)biraz taşlı olmuş ama neyse ..Gör bak parmaklarını yiyeceksin…(Tepsiyi alır,çıkar…perdenin arkasından seslenir) Sibel! Ekmeğimiz yok güzel kızım..Bir koşu bakkaldan alıp gelir misin?Nezahat de seninle gelsin..
SİBEL: Tamam alırım…
(Gülizar cebinden bozuk para çıkarır..Parayı kıza uzatır.Kız paraya bakar…)
SİBEL:- Bu ne teyze?
GÜLİZAR: 1 mecidiye
SİBEL: O ne be?
GÜLİZAR: Para kızım, Sultan abdulmecidin umdelerinden
SİBEL:Kimlerden kimlerden? Aman neyse, onları zaten tanımam etmem, bende para olacaktı alırım ben
(POLİS1:- (Sahneye girer..) Ampul de tamam..şimdi ne yapayım?
GÜLİZAR:- Al salataya yardım et..(doğranacak salatalık ve domateslerin bulunduğu tabağı ve salata bıçağını uzatır.tekrar mutfağa koşar)
TOLGA:- (Resme bakarak) Dede sen tavla bilir misin?
HİLMİ:- Bilmez miyim? Şu koltuğun arkasında tavla olacak.Al da gel bakalım…
(Tolga tavlayı alır..Sehpaya koyar..Oynamaya başlarlar..)
GÜLİZAR:- (İçeri girer)Ah..yorulmuşum..Hah, gazeteyi bulabildin mi evladım
POLİS2:- Buldum buldum…Eski püskü gazete ama olsun bakalım. Adı de tercümanı ahval, o ne be
(Kapı çalınır…)
GÜLİZAR:- Aa kapı..duydunuz değil mi?Kapımız çalınıyor…Kızlar geldi.…(Gülizar kapıyı açar…Elinde ekmek torbasıyla Sibel ve yanında Nezahat içeri girer…Tolga Sibel’e sevgiyle bakar…Tolga ayağa kalkar)
TOLGA:- Durun bakın ben şimdi size bir şarkı söyleyeceğim çok eğleneceksiniz. (Şarkı güncel bir rep parçadır.Gülizar, Hilmi ve Nezahat, şarkıdan hiçbir şey anlamamış, deliye bakar gibi gençlere bakıyorlar.Bir tek Sibel şarkıya hareketlerle eşlik ediyor.Şarkı biter..Gençler bir tepki beklerler..)
HİLMİ:- Eee hani? Şarkı nerde?
TOLGA:- Söyledik ya Hilmi dede..
GÜLİZAR:- Bu şarkı mıydı oğlum?Şarkı mı söyledin, beddua mı okudun anlamadım ki ben.
SİBEL:- Aşkolsun beğenmediniz mi?
GÜLİZAR-HİLMİ-NEZAHAT bir ağızdan
-Yooo…
HAMZA:- Şöyle doğru dürüst bir şey çalıp söyleyin de biz de anlayalım yahu.
POLİS1:- senin için güzel bir parça var aslında,
HAMZA: neymiş amirim, müdürm?
POLİS 1: mapusaneeeee etrafındaaaaa dikenli telleeerrrrr (ferdi tayfurdan çalmaya başlar) nakarat kısmında hep beraber eşlik ederler
Tez gel anaaam tez gell görüş günündeeee, dayanmaya hal kalmadııı garip gönlümde
HİLMİ:- Tamam anlaşıldı en iyisi getirin udumu..Ben çalayım siz söyleyip oynayın
(Hilmi dede ud çalmaya başlar,dede efendi ud taksimi .Çok eski bir şarkıdır.Hamza hariç herkes oturduğu yerde uyumaya başlar.Şarkı biter)
GÜLİZAR:- Nasıldı gençler? Beğendiniz mi?
SİBEL:- (Uykudan sıçrayarak) Ne oldu? Geldik mi?
TOLGA: (Esneyerek) şey.Çok güzeldi ya.Hele hele sözleri çok anlamlıydı.
GÜZLİZAR: Sözleri mi?Sen nerenle dinledin evladım?
HİLMİ:Dede efendi evladım, yok beğenmediyseniz birde tamburi calaleddin çalayım. (çok kısa tambur sesi duyulur)
TOLGA:- Yok dede yok.Kurban olayım yeter bu kadar.
HAMZA:- Of be, çal dedem çal.Hatta bir de rakı olacaktı şimdi..
POLİS2:- şştt..Saçmalama .
SİBEL:- Peki bir de şunu dinleyin.Elbet ortak bir zevkte buluşacağız.(Sibel müzik dinlediği ufak bir aletin düğmesine basar.Apaçi dansı müziği başlar.Sibel ve Tolga kalkar, dans etmeye başlarlar.Tolga, Gülizar’ın elinden tutar, öne getirir.Gülizar önce garip garip bakar, sonra aynısını yapmaya çalışır.Ve toplu halde kısa bir kareografik dans gösterisi yapılır)
GÜLİZAR:- Ay yeter, kalbim duracak.(Gülizar oturur.Alkışlarlar)
SİBEL :Yaşa be teyze, valla hepimize taş çıkardın
TOLGA: teyzeme bak bee
GÜLİZAR:-Siz bizi ne sandınız? Dede efendiyi de biliriz evelallah apaçiyi de …. Ebu arada sizin de elinize yüreğinize sağlık Hilmi bey..Sizler de sağolun çocuklar.. Bize hayatımızın en güzel günlerinden birini yaşattınız… Öyle mutlu ettiniz ki..İnanın ne diyeceğimi bilemiyorum… (Hilmi bey’e bakar) Bu kadarı bana yetti bile Hilmi bey…(Nezahat’a bakar)
NEZAHAT:- Evet..Ben de büyükannem gibi düşünüyorum dede..
HİLMİ:- Şu an itibarıyla serbestsiniz …İstiyorsanız gidebilirsiniz…
(Bir sessizlik olur..Herkes birbirine bakar…)
POLİS2:- Nasıl yani? Bütün istediğiniz bu kadar mıydı?
HİLMİ BEY:- Elbette evladım. Siz ne zannetmiştiniz?
POLİS1:- E şey..Yarın demiştik ya..Yarın sabaha kadar bekleyebiliriz..
HAMZA:- Gerçi aslında iyiydik burada ama…amirim beee, müdürüm bee! Çöz beni be, bak çantadaki ganimete, hadi yarı yarıya güzel ağabcim benim be,
POLİS2:- Yok canım.Sen şimdi doğru cezaevine.Hem bak yalnız değilsin, teyzem sana temiz çamaşır, çep telefonu sigara, açma, börek getirir arada sırada
HAMZA:- Dede şuna bir şey söyle..Beni bırakmıyor..
TOLGA:- Kimsenin acelesi yok..Yarına ne kaldı ki zaten..
HİLMİ:- İsteyen çıkabilir…Kapı orada..
SİBEL:- Ben..Ben şu an gitmek istemiyorum..
TOLGA:- Ben de..
HİLMİ: Gitsenize evladım.
GÜZLİZAR: Yahu sizin eviniz barkınız yok mu?Gidin diyoruz işte.
POLİS2:- Yok..Yarın sabah hep birlikte çıkar gideriz..Şu an kimse bir yere gitmiyor…
HİLMİ: Eyvaaah,evde tutmak için o kadar uğraştık, şimdi de kurtulamıyoruz Gülizar hanım.
(Gülzar oturduğu koltukta sessizce kendinden geçer. Herkes telaşla çığlık atar…kadının başına toplanırlar…)
SİBEL-:- Gülizar anne!!!!
TOLGA:-İlacı filan var mı acaba?Hilmi dede..Ne yapmalıyız?
POLİS1:-Açılın rahat nefes alsın..
SİBEL:- Siz içerilere bakın, cep telefonlarımızı bulun. Ambulans çağırın..
HAMZA:-Ana sakın ölme..Kurban olayım ölme…Beni bu aynasızların eline bırakma..
HİLMİ:- Durun çocuklar..Açılın şöyle….
NEZAHAT:- Büyükanne …Bitti mi? Bu kadar mıydı?
(Hilmi bey Gülizarın baş ucuna gelir…Kendini kaybetmiş olan kadının elini tutar..)
NEZAHAT:- Bitti mi dede? Gidiyor muyuz?
POLİS2:- N oluyor ya? Alooo,
HAMZA:- Nereye gidiyorsanız beni de götürün..Bu aynasızlarla bırakmayın beni…
HİLMİ:- Teşekkürler çocuklar…(Diğer eliyle, Nezahat’in elini tutar..) Haydi kızım…
(Işıklar yanıp sönmeye başlar.Diğerleri Hep birlikte çığlık atarlar..Evdekiler bunların etrafına toplanmış, onları kapatırlarken Hilmi-Gülizar ve Nezahat sahne perdesinin altından geçip sahneden kaybolurlar.)
(Işıklar bir anda düzelir.Sahne aydınlandığında,resim çerçevesi boştur…)
SİBEL:- Nasıl yani.? Üçü bir anda nereye gitti?
HAMZA:- (Havaya bakarak) Hey beni unuttunuz?Geri gelin..Beni bunlarla bırakmayın tüh gitti benim temiz çamaşırlar, sigaralar, açma börek, poğaçalar
POLİS1:- Amirim bütün bunlar neydi böyle?
POLİS2:- Anlaşıldı..Hep birlikte hayal gördük.Ben bile gördüm.Bu Hamza var ya? Hepimizi bu evde rehin almıştı..Sonra ilaç mı verdi ne bizlere..Hep birlikte aptal aptal hayaller gördük.. İşte böyle bir şeyler diyeceğiz ifadelerimizde..Anlaşıldı mı?
HAMZA:- Haydaaa ihale yine bana kaldı..Yahu ben de burada rehindim..Niye benim üstüme atıyorsunuz?
POLİS1:- Sanki çok temiz, çok örnek bir insansın da bir de itiraz mı ediyorsun?
(Bir anda kapı bir omuz darbesiyle açılır…İçeri polisler girer…..)
POLİS3:- (Elinde silahla) Kıpırdamayın…..
(Herkes ellerini kaldırır…)
POLİS3:- Vay vay vay…Aranan şahıs da buradaymış…
POLİS2:- Aranan soyguncu Hamza Yalçın.Biz yakaladık…Tutuklayın….(Hamzayla kendini bağlayan kelepçeyi açar..Hamzayı diğer polislere doğru iter)…
HAMZA:- (Bağırarak) Hayır..Bırakın beni..Hilmi dede imdaaattt!!!
(Polis4 evi dolaşıp sağa sola bakar,mutfağa geçer)
SİBEL:- Kurtulduk..Bitti sonunda..Nihayet…. (Tolga’ya sarılır)
POLİS4:- Mutfaktaki çöp kovasında polis arkadaşların silah ve telsizlerini buldum komiserim..buyrun…
POLİS3:-Amirim….Neler oldu burada ?…
POLİS1:-Komiserim üç tane hortlak..Yok yani bu Hamza hepimizi rehin aldı
HAMZA:- Yuuhh! Yalana bak.
POLİS3:- E buraya nasıl girdiniz?Kapıda zorlama yok.. Bu evde kimse yaşamıyormuş Yıllardır boşmuş..
Hamza:- Komserim valla üç taneydiler..Hortlamışlar..Sonra geri gittiler..Bak bu dede var ya? çerçeveyi gösterir..ama çerçeve bomboştur)
POLİS3:-Hangi dede?
HAMZA:-Anaaa! Çerçevedeki resim bile kaçmış?
POLİS3:- Kim kaçmış kim kaçmış????
POLİS4:- Neler oluyor burada?
POLİS2:- Durun biraz.. Sizler bize nasıl ulaştınız arkadaşlar?
POLİS3:-Mahallenin postacısı ihbar etmiş…Uzun zamandır kimsenin yaşamadığı bu evde ışıkların yandığını görünce huylanmış..Bize haber verdi..
(Tolga koltuğun arkasından sibelin çantasını, kendi sırt çantasını,montlarını,gitarını alır getirir.)
POLİS2:- Hıı..Şey..Evet..Aranan şahsı takip ediyorduk..bu evde saklandığını tespit edince baskın yaptık..O sırada da sizler geldiniz..
TOLGA:- Gülizar Kocatürk..Bizleri rehin alan yaşlı kadının adı buydu..Kocası da Hilmi Kocatürk
POLİS3:- Gülizar Kocatürk ..Evet bu ev onun ama artık öyle biri yok ki..Ölen kocasından kalma eski bir tüfekle kendini vurmuş yıllar önce..
HAMZA:- Adam hortlak kadın hortlak..Aman Allahım ben kimlerle beraberdim..Alın beni alın..Çabuk götürün..Hapse tıkın..İmdaaatt…(Hamza, iki koluna girmiş iki polisi de sürükleye sürükleye koşar sahneden çıkarlar)
POLİS4:- (Polis2’ye bakarak) Amirim siz de bu arada tutanakta ne diyeceğinizi düşünün..Hayalet,hortlak filan demeyeceksiniz herhalde..
POLİS2: Yok be, denir mi öyle şey.Bulacağız bir şeyler işte.Haydi çıkalım arkadaşlar.
(Hepsi çıkarlar..)
Sahne kararır…
-XI-
Sahne aydınlanır…
(Hilmi bey yine çerçevededir…Çocuk kitap okumaktadır.Gülizar örgü örmektedir…Hilmi bey ve Gülizar de artık ezberledikleri kitabı Nezahat’le bir ağızdan mırıldanmaktadır)
HİLMİ:- (Seyircilere bakarak) Aa Gülizar hanım, benim gördüğümü siz de görüyor musunuz?
(Gülizar seyicilere bakar, onları fark eder..Sevinir..)
GÜLİZAR:- Aaa…
NEZAHAT:- (O da seyircileri fark eder) Büyükanne..Dede…Bir sürü insan var burada..
(Gülizar Seyircilere doğru yürür..Ve seyircilere hitap ederek konuşur…)
GÜLİZAR:- Aaaaa…Merhaba…Hepiniz hoş geldiniz…Çok sevindik sizleri gördüğümüze…Nezahat, şeyi getir kızım.(Nezahat eski tüfeği getirir,kadına uzatır.Kadın tüfeği seyircilere doğrultur)Kıpırdamayın sakın…Bundan sonra misafirimizsiniz….Haydi şimdi herkes ceplerinde,çantasında ne varsa boşaltsın, Nezahat’e emanet etsin.…(Eliyle sahneyi gösterir) Bundan sonra hep birlikte burada, bu evde, bizimle birlikte yaşayacaksınız…Çünkü bizim tek başımıza çok canımız sıkılıyor…..
Sahne kararır….
SON

(Oyunu oynamak isterseniz izin alınız

illedetiyatro@gmail.com






6 Responses to “Oyunumuzun metnini okur musunuz?”

  1. esen ceyhun August 13, 2012 at 5:45 pm #

    i Çok beyendim can.ne güzel bir öyküyü sahneye uyarlamışsınız.Öykünün senin ince zekanın ürünüolduğu belli.Tebrikler tüm ekibe

  2. tülin August 16, 2012 at 2:49 pm #

    Ya ben buradayım ama haberim yok :((

  3. Alanay yıldırım August 16, 2012 at 9:08 pm #

    ablacım şahanesin.on parmağında marifetler çifter çifter.tebrik ediyorum seni ve tüm ekibi.bravo!

  4. figen abla August 17, 2012 at 9:29 am #

    esencim senin bloğunda ben hiç bişey göremiyor ve giremiyorum :((tülünüm afişleri görmedin mi sokaklarda be cankız?alanaycım sağolasın bitanem..hepinize kocaman teşekkürler :))

  5. tülin September 1, 2012 at 8:32 pm #

    –Ben Turmak ın oradayım ya,ondandır😦

  6. figen abla September 4, 2012 at 12:05 pm #

    bi dahakine ben blogdan bangır bangır ilan edicem söz🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: