Oyun geliyoorr..Önce oyun metni…

24 Apr
Bu oyunu, kardeşimle birlikte yazdık..
Eveeet, tanıştırayım..
İşte benim erkek kardeşim..
Bu tombiş arkadaş, benim bir yaş küçüğüm olan kardeşimdiir…
Ve bu oyun tamamen ikimizin eseridir..
Bi göz atın bakalım beğenecek misiniz?





SEVGİLİ UŞAĞIM

OYUN-TRAJİKOMİK- TEK PERDE

FİRUZAN………….55 yaşlarında.Evin annesi
MUZAFFER……………55 yaşlarında.Evin uşağı
BİHTER……………25 yaşlarında.Evin kızı
ÖZER………………30 yaşlarında.Evin oğlu
CAHİT………………35 yaşlarında.Evin damadı
İRFAN………………60 yaşlarında.Evin babası
AYŞE………………20 yaşlarında.Evin hizmetçisi 
BELKIS……..……..25 yaşlarında.İrfan’ın metresi
ADNAN……………40 yaşlarında.İş adamı
CABBAR…………..40 yaşlarında.İş adamı
AVUKAT…………..35 yaşlarında
DOKTOR…………..35 yaşlarında
KONUKLAR………Davet sahnesi için.yeterli sayıda.

SAHNE: Bir takım koltuk.Ortada düz bir pano.(Panoda bir resim çerçevesi kadar kare bir delik kesilmiş, orada yaşlı kadın fotoğraf gibi duracak)…Bir içki dolabı.Zengin zevkli bir salon.

I 

Özer sahnede oturmuş, içki içmektedir. 
(İçeriye kızkardeşi Bihter girer.Duvarda asılı tabloyu göstererek) 
BİHTER: Hah..Dediğim yere asmışlar resmi..Off anneciğim off.Ben sensizliğe nasıl alışacağım? Mekanın cennet olsun.(Abisini fark eder) Aaaa.Abi! Daha annemi yeni gömdük, sen hemen koşup içkiye mi sarıldın? 
ÖZER: Git başımdan Bihter. Şimdi senin vızıltını hiç çekemem. Hem ben üzüntümden ne yaptığımı biliyor muyum (annesine kaldırarak) Şerefe valide hanım 
BİHTER: (Ağbisinin elinden içkiyi alır) Günah günah.. Annem seni şimdi bir çarparsa,görürsün.Hiç olmazsa hatırasına saygı göster.(Ağbisi kalkar, içkiyi geri almaya çalışır.Bihter vermez.Özer bir tane daha alır ve yerine oturur. )
ÖZER: Peki Bihter verme, sende kalsın hadi birlikte kaldıralım o halde. Hem Hatırasına mı dedin? heh (sahte güler)  Benim annemle hiç bir hatıram olmadı ki. Bütün diyaloğumuz “alo anne… efendim oğlum…para gönder…tamam oğlum…” hepsi bu, yahu ben ortaokulu 7 senede bitirdim onca üniversiteyi nasıl okurum hiç düşünmedi. Ben de amma sallamışım anne tıp fakültesi horvırd .heh heh (alaycı güler) 
BİHTER: Bunun için kimseyi suçlama abi.Sen çektin gittin uzaklara.Hiç arayıp sormayan sendin. 
ÖZER: Beni okuyayım diye yurt dışına gönderen annemdi unutma. Bir günden bir güne arayıp,”oğlum senin paradan başka birşeye ihtiyacın var mı?” diye sormadı.Elalemin anaları “oğlum evlenme yaşın geldi..Bak filanca bürokratın kızı şöyle güzel, böyle güzel” derken,bizimki sadece benim mali yönüme bakıyordu.(annesine döner) değil mi annecim? Yüksek fizik mühendisliği anne. Dur ben aklıma geldikçe bitirdiğim okulları sayacağım sana. 
BİHTER: Gönderdiyse, git orada bizi unut mu dedi? Hiç kusura bakma abi.Sen çok vefasız çıktın.Şu cenazeye bile bizim zorumuzla geldin. Ölen bizim annemizzz.. aloooo 
ÖZER: Çemkirip durma bana.Ben senin gibi annemin dizinin dibinde büyümedim.. Genetik mühendisliği anne hahah, kırkayaklarla keçileri ayı rahminde dölleyip keçi kadar kırkayak yapacağım, yurdumun paçacıları bayram edecekler.Biz de köşeyi döneceğiz. Genetiğe anne şerefe 
BİHTER: Kimse seni oralara bağlamadı..İstemiyorsan dönebilirdin.Burada da kendine bir iş kurabilirdin.Burada evlenebilirdin. Sen nasıl bir kardeşsin böyle ya? 
ÖZER: Eee Bihter hanım! Senin her sabah saçlarını annen elleriyle tarayıp, elinden tutup okula götürken, ben uşağımız Muzaffer’in tesellileriyle avunuyordum.. Ha anneee buda atom mühendisliğim de vardı.. Dur bakayim orası nerde demiştim ben sana?Mogadişuda …Yahu Mogadişu Somalide.. Ne gezer orada üniversite? Ekmekleri yok adamların ..hehe. Atoma anne, atomla ne halt edeceksem artık .
(İçeriye Bihter’in kocası girer) 
CAHİT: Ne bağrışıyorsunuz yahu delirdiniz mi? İçeride insanlar taziye için gelmişler ayıp ki hem de ne ayıp? 
ÖZER: İşte karşımzda mirasyedilerin en meraklısı damat Cahit.. Ne o enişte parsadan geri kalmamak için mi geldin(güler.resme döner)Ayrıca, Massachusetts Üniversitesi sosyoloji bölümü anneciğim.. 5000 dolar gönder.. 
BİHTER: Abi inan ki sen kavga etmeye bile değmezsin.Hain geldin hain gideceksin.
ÖZER: Sus kız attırma tepemi. Kocanla birlik olup piyasada pirim yaptığını Massachusetts’deki uyuşturucu bağımlısı sağır sevgilim Sara bile duydu be 
BİHTER: Offf abi, ne halin varsa gör çıkıyorum ben, Ceyar kılıklı çakma Erol TAŞ 
CAHİT: Lutfen dur karıcığım, beni bu Ceyar’la yalnız bırakma zira, kültürüme uygun olmayan kelimeler sarfedebilirim (yalvarır tavır) 
Bihter Cahit’i dinlemez sinirli bir jestle çıkar 
ÖZER: Vaaaay enişteee! .. Kibar liboş tripleri de yakışıyor sana, perfect  tuttum bunu.Yalnız yanlış adama sataşıyorsun, şimdi boğpuveririm seni, annemin yanına senin de resmini asmak zorunda kalırız.Annemle ikinizin cenazesini bir arada çıkarırız. Ha enişte enişte? 
CAHİT: Aman evlat öyle deme.İnan ki annen çok iyi bir insandı.Her birimizi kolu-kanadı kırık bırakıp gitti. 
(İçeriye hizmetçi kız girer.Elindeki tepside helva tabakları vardır.Kız burnunu çeke çeke ağlamaktadır) 
AYŞE: Rahmetlinin helvası..(Duvardaki resme bakarak) Ah hanımım ben sizin helvanızı da mı yapacaktım? (Ağlayarak Cahite sarılır) Olmuyor beyefendi.Ben artık bu evde kalamam.Her yerde hatırası var.Müsaadenizle ben artık bu konaktan gitmek istiyorum. 
CAHİT: Dur kızım şimdi sırası değil.Hepimizin, birbirimizin desteğine ihtiyacı var.Ne gitmesi Allahaşkına? 
ÖZER: (helvadan bir parmak alır) mmmm zengin helvası olmuş, hakiki irmikkk, içi bol fıstıklı, malzemeden kaçınılmamış.Yeyin bakalım beyler hanımlar. Ağlayıp durma kız sen de. 
AYŞE: Nasıl ağlamam efendim? Hanımım gitti benim.
ÖZER: Hmm..madem öyle,iyi ağla bari de hanımının arkasından ne çok ağladı desinler. Riyakar yelloz…Çekil git haydi (Kız çıkar.Özer Cahit’e döner) Annemi sahiden çok mu seviyordu herkes? 
CAHİT: Ne zannettin? Çok asil bir kadındı.Sevmeyen yoktu rahmetliyi. 
ÖZER: (Manalı manalı) Bu kadar parası olan birini herkes sever enişte.. 
CAHİT: Parası vardı ama, her kuruşunun da yeri vardı.Hesabını kitabını çok iyi bilirdi. Seni de Amerika’da bir an bile parasız bırakmadı biliyorsun.Herkesin her şeyiyle o ilgilenirdi. 
ÖZER 
CAHİT: Babanı bilirsin.Herşeye ilgisiz bir adam..Nerde eğlence,cümbüş, baban orada. Nerde hovardalık baban orda..Düşünebiliyor musun, Agatha Christie  ‘nin cenaze törenine bile gitti.Neden biliyor musun?Çünkü kaçamak yapmak için ona bir bahane lazımdı.Anla işte. Amaa annenin  hakkını yeme Özer.O olmasaydı ne bu şirketler, mal mülk olurdu,ne de sen Amerika’larda fink atabilirdin. 
ÖZER: Hiç bana vicdan yapma enişte.En son tanıdığım Vicdan bizim yazlık köşk komşumuzdu, güzel hatundu.Ama o da bir tinerciye kaçıp evlendi.Bu seferde vicdana içelim, güzel kızdı.Öyle bakma bana anne.(bir anda hüzünlenir sert sözlerle) vicdansız Amerikalılar ülkelerine vicdan girişi yapmıyorlar işte, hepsini Amerikada yitirdim ben 
CAHİT: İyi de, okumak istiyorum dedin diye gönderdi kadıncağız seni.Nereden bilsin bir daha dönmeyeceksin.Bilse vallahi göndermezdi. 
ÖZER: Boş ver enişte.Pekii özler miydi beni? 
CAHİT: Özlemez mi? Dilinden düşürmezdi. Hep uzun uzun mektuplar yazardı sana. ‘Özer’in sevdiği şarkı, Özer’in sevdiği yemek, Özer’in en sevdiği renk’ diye her konunun içine seni sokardı. 
ÖZER: Mektuplar..Evet..Ama çok uzun yazardı be enişte.Hatta tek zarfa sığdıramazdı da iki-üç zarfa bölüp gönderirdi.Hepsini okumaya zamanım bile kalmazdı.Çoğunun sadece başlarına bakıp kaldırırdım.Ama bir sevgilim vardı, o merakla okurdu mektupları. Türkoloji okuyordu zaten.Okur okur bana da özetlerdi.
CAHİT:Eeee sonra 
ÖZER: Mektupları her okuduğunda” o my goooood!” diye bağırıdı. Sonra o mektupları hep saklamış. Birgün duydum “BİR TÜRK ANNEDEN MEKTUPLAR” diye kitap çıkarmış. Amerika’da Time dergisine kapak oldu, köşeyi döndü (annesine döner kadeh kaldırır) Yaa anneciğim.Duyuyor musun? 
CAHİT: İlginç! Aferin o sevgiline, hiç haberimiz olmadı… Demek okumaya bile tenezzül etmezdin ha?.Belliydi zaten.Onca mektuba sadece bayramdan bayrama birer kart.O da kısacık.Kadıncağız o iki satırlık kartlarını bile saklardı. 
ÖZER: Peki ya babam? O özler miydi beni? 
CAHİT: Baban işte…..Soğuk, tepkisiz bir adamdır.Ne düşündüğünü hiç anlayamazsın.Muhakkak özlüyordur ama birşey demiyordu. 
ÖZER: Zaten baba mıdır, odun mudur anlamadım bende. Şam babasıyla iskele babası arası bir şey. Geldiğimde beni tanımadı bile. Tanıtana kadar soyağacımızı çıkardım adama
BİHTER: (Sahneye girer) Cahit, mevlüt şekerleri alacağım.Beni çarşıya bırakır mısın? 
CAHİT: Tamam karıcığım hemen geliyorum.Özer haydi görüşürüz kayınço.(Cahit ve Bihter çıkar.Özer kendine bir içki daha doldurur.Annesinin resmine bakarak konuşmaya başlar)) 
ÖZER: Ne bitmez yasmış böyle.Kızın,uşağın,hizmetçin geberdi ağlamaktan.Şu meşhur mektubun açılsa da, kime ne bıraktıysan ben de alacağımı alıp gitsem artık.Bu evde içim karardı anne. (Çerçevedeki resim birden canlanır ve konuşmaya başlar.) 
FİRUZAN: Zıkkım iç e mi? Bırak bakayım o elindeki bardağı. Bak kafana geliyor şimdi terlik. 
ÖZER: Aman annee, karışma benim içkime.(birden toparlanır,ödü patlar) Allah Bismillah! bu ne? Aman Allahım sanki resim konuştu.Anamm, çarpıldım mı nedir? 
FİRUZAN: Ben sana şimdi bir çarpıcam göreceksin.Demek mektuplarımı bile okumuyordun ha? Babası kılıklı sıpa.Soracağım ben sana. 
ÖZER: (Korkuyla koltuğun arkasına saklanır, ordan cevap verir)Bu nasıl resim yahu? Annemin oyunudur bu da mutlaka. Sesli resim filan herhalde. (elindeki bardağa bakar, gider içki şişesine bakar) dudaklarını hayretle büker) yok yok içkiden bu vallahi.Helal olsun bunun mayalandığı fıçılara. Acayip çarptı be, böylelerini üretiyorlarsa hiç uyuşturucuya gerek yok, hakiki köpek öldüren (resme bakar yeniden kadehini kaldırır) şerefe anneee dördüncü boyut seni seniii 
FİRUZAN:Şimdi sana buradan bir çıkaracam kafayı (kafayı ileri doğru sallar) göreceksin gününü serseri 
ÖZER: (Yeniden korkuyla koltuğun arkasına saklanır) Bismillahhh.Resmen  hortladı kadın. (annesine bakarak) Anne saçmalama.Öldün sen.Ölüysen ölülüğünü bil.Çekil git cennete mi gidiyorsun nereye gidiyorsan git ödümü çıtlatma bak ne kadar papaz, rahip cinci hoca varsa toplarım buraya 
FİRUZAN: Densiz.Cevap verme anneye.Cenazem bile kalkmıştı sen geldiğinde.Çok kızgınım ben sana çok.. 
ÖZER: Ama anne ben de aşağı mahalleden gelmedim.Amerika’dan kalktım geldim.Öyle kolay mı ha deyince çıkıp gelmek? 
FİRUZAN: Geldinse, toplu para koparıp sonra dönmek için geldin.Derdin ben değildim ki. 
(Özer saklandığı koltuğun arkasından çıkar.annesinin resmine yaklaşır) 
ÖZER: Almayayım mı yani? Ailenin gelirinde benim de hakkım yok mu? Yanında mı götüreceksin paralarını? 
FİRUZAN: Avucunu yalarsın.Sana zırnık yok bundan sonra. Gör bak 
ÖZER: Ben de senin evladınım.Ölüm haksa miras da helal.Gör bak nasıl alıyorum hakkımı.Ondan sonra da doğru Amerika’ya.İçki,uyuşturtucu,karı kız Lasvegas’ta kumar, eze eze bitireceğim anne 
FİRUZAN: Terbiyesiz.Ölmüş annesiyle nasıl konuşuyor.
ÖZER: Asıl ölmüş kadın benimle  nasıl kavga ediyor be.Ne diye çıktın geldin? gitsene ait olduğun yere. Söyle hangi duayı istiyorsan edeyim de git yerine.
FİRUZAN: Sus bana cevap verme.Bir kelime daha edersen çarpacağım seni. 
ÖZER: Hele bir çarp, vallahi ayakkabı boyasıyla pos bıyık-sakal çizerim resmine.İstediğin kadar ağda yap,kurtulamazsın.Adın Pala Firuzan’a çıkar valla. 
(İçeriye uşak Muzaffer girer.Kadın hemen fotoğraf gibi donar.Muzaffer elindeki alışveriş filesinden içkileri çıkartıp dolaba yerleştirir.) 
MUZAFFER: Hayırlı günler küçük bey.Aman yarabbim siz hala içiyor musunuz? 
ÖZER: (telaşlı ve korkuyla resmi göstererek) Muzaffer sana bir şey diyeceğim inanmayacaksın. 
MUZAFFER: Dinliyorum küçük bey. 
ÖZER: Şey..Annem gerçekten gömüldü değil mi? 
MUZAFFER: O nasıl söz efendim? Ben kendi ellerimle toprak attım rahmetlinin kabrine 
ÖZER: Yani ciddi ciddi öldü değil mi annem? 
MUZAFFER: Tövbe estağfurullah.Neler diyorsunuz.Çarpılacaksınız Allah korusun. 
ÖZER: (Seyircilere bakarak) Ben demin çarpılmış olmayayım? Yok yok..Vicdan azabı olmalı.Demek vicdan böyle bişey Amerika dışında çöküyor adamın üstüne 
MUZAFFER: Bana başka bir diyeceğiniz var mıydı küçük bey? Çıkıp bahçeyi sulamam lazım. 
ÖZER: Yok yok.Şey diyecektim ben zaten.Bu resim.(Annesinin resmini gösterir) Sanki canlı gibi değil mi? Neredeyse konuşacak. 
MUZAFFER: Öyle.Ah mekanınız cennet olsun hanımcığım.Beyefendi ben bahçedeyim, bir emriniz olursa seslenin.(Osman çıkar) 
(Özer annesinin resmine bakar, yaklaşır, parmağını uzatıp resme dokunur.Annesi elini çıkartıp Özer’in kafasına vurur.) 
FİRUZAN: Ne yapıyorsun? Gözümü oyacaksın. 
ÖZER: (Korkuyla bağırarak kaçar) Allah.Bismillah. 

II 

sahne kararır 

sahne aydınlanır 

(Sahnede bir adam vardır.Firuzan’ın kocası İrfan..Resmin karşısına geçer, resimle konuşur.) 
İRFAN: Ah Firuzan hanım ah.Çektin gittin de iyi mi ettin? Ben şimdi bu dünyanın yükünü tek başıma nasıl taşıyacağım? Sen benim elim ayağımdın. 
(Hizmetçi girer) 
AYŞE: Belkıs hanım geldi beyefendi.Salona aldım. 
İRFAN: Öyle mi? Tamam hemen geliyorum. sensiz bu dünyanın kahrını nasıl çekecğimin cevabı gelmiş Firuzan, (İrfan çıkar.Hizmetçi de çıkar.Firuzan, çerçevenin içinden başını uzatıp, kocasının arkasından bakar.) 
FİRUZAN: Belkıs mı gelmiş?Hani şu annesinin getirip bana emanet ettiği, benim de acıyıp İrfan’ın yanına sekreter olarak aldığım Belkıs.Çok emeğim vardır bu kızcağızda.Ama Allahı var, çok iyi kızdır.(İrfan ve Belkıs girerler.Resmin önünde,resma arkaları dönük konuşmaya başlarlar)
BELKIS: Üzerimde çok emeği vardı.Bunu inkar edemem..(Firuzan, çerçevenin içinden elini uzatır, kızın saçlarını okşamak ister.Kız konuşmaya devam eder) Ama hiç ölmeyecek zannettim.Amma uğraştırdı bizi değil mi aşkım? (Firuzan elini geri çeker,hayretle dinlemeye başlar) 
İRFAN: Sorma sevgilim.Yemeğine, suyuna, sütüne, içkisine kaç defa zehir kattım.Ama hiç birinde ölmedi.Hatta o kadar ikramı seven bir kadındı ki, her seferinde yediğini içtiğini yanındakilere ikram ettiği için tüm ev halkı sırayla defalarca zehirlendi.O yine ölmedi. 
BELKIS: Ay evet İrfoş.Hatta sonunda bütün ev halkı artık zehirlere karşı bağışıklık kazandı.Yani öyle ki; en keskin hardal gazını atsalar bizim konak halkı öksürmez bile 
İRFAN: Haklısın canım.Çok zor kurtulduk.Hele o son gittiğimiz aile pikniğindeki faciayı hiç unutamıyorum. 
BELKIS: Sorma.O en güzel planımızdı ama o bile fayda etmedi. 
İRFAN: Ne güzel etrafı dolaşmak bahanesiyle elinden tutup uçurumun kenarına kadar getirmiştim.Oradan itecek ve kaza olduğunu söyleyecektim.Ama tam itecekken bir anda kenara çekildi ve ben kendim düştüm. 
BELKIS: Kıyamam sana.Günlerce alçılar içinde yatmıştın. 
İRFAN: Neyse ki sonunda öldü.En iyi helvacıya yaptırdım helvasını.Hiç bir masraftan kaçınmadım.O bizi rahat bırakıp gitti ya feda olsun helvanın en fıstıklısı 
BELKIS: Düşünceli sevgilim benim.Seni çok seviyorum aşkım. (Sarılırlar.Firuzan çerçevenin içinden kollarını çıkarır.İkisinin saçlarından tutar, kafalarını birbirlerine vurur, ikisi de düşer bayılırlar.) 
FİRUZAN: Ahlaksızlar.Reziller.Demek arkamdan böyle planlar yapıyordunuz ha? Hadi benim kocam karaktersizin teki.Sen ne zaman, bozuldun böyle kızım? Hani az önce iyi kız demiştim ya. Geri alıyorum.Yellozun tekiymişsin.
(İçeriye uşak Muzaffer girer.Yerde baygın yatan İrfan ve Belkıs’ı görür.Firuzan tekrar fotoğraf gibi donar.) 
MUZAFFER: Ne olmuş bu iki rezile? Ne çabuk bir araya geldiler.Daha Firuzan hanımın toprağı bile kurumadan.(Resme bakarak konuşmaya devam eder) Ah Firuzan…Hiç anlamadın ama bu ikisi hep seni öldürme planları yapıyorlardı.Onlar konuşurken ben hep kapıdan dinliyor, ne plan yaptıysalar hep bozuyordum oyunlarını.Kaç defa elindeki zehirli içkiyi sen içmeyesin diye elinden kapıp kendim içmiştim de, sonra da senden bir sürü azar işitmiştim.Üstelik bir de kendim zehirlenmiştim.Ah güzel insan, hiç bilmedin ama ben seni ölümüne sevdim.Keşke senin yerine ben ölseydim. 
(Sahne dışından Bihter’in sesi gelir.) 
BİHTER: Muzaffer gelir misin? 
MUZAFFER: Geldim küçük hanım.(Çıkar.Yerde baygın yatanlar sahnede öyle durmaya devam eder) 
(Firuzan çerçeveden başını çıkarır.Muzaffer’in arkasından hayretle bakar.Kendi kendine konuşur) 
FİRUZAN: Ne? Neler dedi O? Ben doğru mu duydum? Aman Allahım daha neler öğreneceğim? 

III 

sahne kararır 

sahne aydınlanır 

Cahit-Bihter-Özer-Belkıs-İrfan oturmaktadır. 
ÖZER: Ne zaman açılacak şu meşhur mektup.Benim artık işlerimin başına dönmem lazım.Annem hangimize ne bıraktı öğrensek artık. 
BİHTER: Aman abi, açılsa da sana ne düşecek zannediyorsun ki? Annemin elinde bu konaktan ve bir de şirket hisselerindan başka bir şey kalmamıştı. 
İRFAN: Bir ara arsaları, gayrımenkulleri filan da vardı.Mücevherleri de.Ama para işleriyle hep kendi ilgilendiği için ben hala bile bilmem tam olarak neleri vardı? Ama tam bir kirli çıkı.Hatta çıkı az gelir kirli bohça olduğu kesin 
CAHİT: (Özer’e bakarak)Tabi Özerin 1o senede 15 üniversite bitirme macerasına giden parada muhakkak bir eksilme olmuştur, Özer’in hissesinden en azından bunun bir kısmının düşülmesini talep ediyorum 
ÖZER: Sevgili kayınvalideni baya bi özledin sanırım enişte .Göndereyim mi seni de yanına?
CAHİT: Bittabi özledim, o melek insan özlenmez mi, hele ki bizleri böylesine rahat ve huzura erdirecek biri özlenmez mi?… 
BİHTER: Abi, Cahit, kesin sesinizi.
ÖZER:Bana bak Bihter senin dilin çok uzamış ben görmeyeli. 
BİHTER: Yahu ne saygısız şeylersiniz.Ne bıraktıysa bıraktı.Daha kadının toprağı kurumadan para lafı etmeye  utanmıyor musunuz?
ÖZER: Ama bir düşün.Mektup açıldıktan sonra kimbilir ne kadar zengin olacağız her birimiz. 
İRFAN: Neler yazıyor acaba o meşhur mektupta?Kimbilir  bize ne sürprizler hazırladı?Belki de Hanlar, hamamlar 
BELKIS:Mücevherler
CAHİT:Paralar 
ÖZER:İş merkezleri, 
İRFAN:Çiftlik 
BELKIS:Dükkan 
CAHİT:Apartman 
ÖZER: Alacağım parayla artık tahsilimi de bitiririm.Yerseniz tabii.
BİHTER:Yemiyoruz artık canım.Biz anladık senin bunca yıl ne okuduğunu artık. 
ÖZER: Değişik bölümler de eğitim aldım  sevgili kızkardeşim, mesela “ana parasıyla keyif nasıl çatılır” bölümü 10 sınıftayım… Sonraa “bir tarla bostan ünversitesi” “yan gel yat” bölümü 8 sınıfa kayıt yenilemem lazım. Bir de dili uzun kızkardeşlerin dili nasıl kesilir gece bölümüne devam etmek istiyorum 
BİHTER: Aslında hepsi hikayeydi gerçekten değil mi? 
İRFAN: Çocuklar çocuklar, kendinize gelin.Kazık kadar oldunuz hala birbirinizi yiyorsunuz. 
CAHİT: Karıcım lütfen. sen uyma ona. 
ÖZER: Enişte sen ağzını açma bak zaten çok batıyorsun gözüme 
CAHİT: Babacığım bakın bana ne diyor. 
İRFAN: Yeteeeer…(bir suskunluk olur) 
BELKIS: Ay yeter.Hep böyle kavga mı edeceksiniz siz?İçim kurudu yahu.(Bağırır)Ayşeeeeeee!!!!!!!!!!!!!(Ayşe koşar gelir) Ayşe içecek bir şey yok mu? Nerdesin ya?
AYŞE: Geldim efendim.Tabi, ne ikram edeyim sizlere?
İRFAN. Dur dur. Bahçede içelim.Ayşe sen servisi bahçeye yap.Burada bunaldık.Haydi çocuklar havuz başına (Çıkarlar.Sahnede sadece Özer kalır.Annesinin resmine bakarak.) 
ÖZER: Öyle bakma bana anne.Vicdan azabı çekiyorum.. Biliyor musun ana son gönderdiğin mektup cebimde kalmış.Onu okudum dün gece.İlk defa sonuna kadar okudum.(Resme arkasını döner.koltuğa oturur.Cebinden mektubu çıkarır..Sesli okur) 
‘Seninle nasıl gurur duyuyorum bilemezsin Özer’im.Herkese sürekli anlatıyorum.’Benim evladım Amerika’da okuyor’ diyorum.’Tahsili bitince dönecek, gelip işlerin başına geçecek’ diyorum.’ 
Ne tahsili be anne?Yan geldim yattım bunca yıldır oralarda.Sen burada benimle gurur duyuyorken, ben orada sadece keyif çatıyordum.Senin istediğin gibi bir evlat olmadım..
(Firuzan çerçeveden elini uzatır, oğlunun saçlarını okşamak ister..Özer konuşmaya devam eder)
bak yumuşadım diye ne olur yine hortlayıp ödümü patlatma ama, bak bu sefer cevşen,İncil,karınca duası,tütsü,ne kadar antihortlak varsa getirdim..Bunca seneden sonra imana geldim sayende.(Biraz susar)..Sam amcanın hayatına amma alışmışım.Bu konakta içim sıkıldı.Şu mal mülk para ne varsa artık uçlansan da gitsem ben, ordaki sevgililerim beklerler beni şimdi. Her renk sevgilim var anne, sarışın,esmer,kumral,zenci,melez 
(Firuzan Bir şaplak atar Özer’in ensesine) 
FİRUZAN: Terbiyesiz.Hiç mi iyi bir huyun kalmadı senin çocuk? 
ÖZER: Allah Bismillah. O neydi? (Resme bakarak) Yahu ne vuruyorsun? İyi bir anne olsaydın da dizinin dibinden ayırmasaydın. 
FİRUZAN: Tüü nankör.Teşekkür edeceğine bir de neler söylüyor.Sana verdiğim emeği ben kız kardeşine bile vermedim be. 
ÖZER: İstersen Bihter’ide Amerika’ya gönderseydin anne.15 gün içinde genç irisi bir zenci kapardı Bihter’i.1 sene sonrada zenci bir torunun olurdu kıvır kıvır.
FİRUZAN:Nankörsün sen Özer.Nankör.
ÖZER: Bana bak…Resimsen resimliğini bil.İkide bir hortlayıp durma annemdi vicdandı azabıydı demem vallahi (cebinden ayakkabı boyası çıkarır) bununla sakal bıyık yaparım,ha… 
(Uşak Muzaffer girer) 
MUZAFFER: Küçük bey, sizi havuz kenarına çağırıyorlar. 
ÖZER: Geliyorum Muzaffer.Yalnız bir şey diyeceğim sana.Şu resmi kaldır buradan artık.Götür çalışma odasına filan as.Hiç yakışmıyor bu salona.(çıkar) 
(Muzaffer resme yaklaşır, sevgiyle bakar) 
MUZAFFER: Önce resimlerin kaldırılacak sonra adın silinecek hatıralardan. Ne var ne yoksa satıp savacak bunlar Firuzan…Sana Firuzan dediğim için bana kızma.Tam 40 yıl yüzüne karşı diyemedim.Hep içime attım.Artık acım yüreğime sığmıyor Firuzan.
(Elinde toz beziyle hizmetçi girer.Diğer elinde de bir torbada içki şişeleri vardır.Torbayı, uşağa uzatır.
AYŞE: Bunları dolaba yerleştirir misin  Muzaffer efendi.?Ben de mobilyaların tozunu alayım.
(Toz almaya başlar.Sonra biraz durur.Resme bakar)
AYŞE: Hiç elim varmıyor.Toz alırken bile içim sızlıyor.Sanki parmak izlerinizi silerek size ihanet ediyorum. 
(Muzaffer elindeki torbadan içki şişelerini çıkartıp dolaba yerleştirirken) 
MUZAFFER: Sen ihanet görmemişsin Ayşe.Baksana,ekmekten çok içki alınıyor konağa. Yarın gece de bir davet vereceklermiş.İrfan bey ve Belkıs hanım konuşlurlarken duydum. Bunlar matem nedir bilmiyorlar.(Kıza bakar, şaşırır) Sen ağlıyor musun? (Ayşe Muzaffer’e sarılır) 
AYŞE: Muzaffer efendi ben hanımımı çok özlüyorum.(ağlamaya başlar..Firuzan çerçevenin içinden elini uzatır, Ayşe’nin saçlarını okşar..sonra çeker elini) Sanki hala şefkatli ellerini saçlarımda hissediyorum. 
MUZAFFER: Ben bilmem onun ellerini.Ama kokusunu nerde olsa tanırım.Hala her tarafta onun kokusu var. (koklar gibi burnunu çeker) evet keskin kırçiçeği parfümü, (tekrar çeker) üstelik paristen özel sipariş, heralde rahmetlinin ruhuda bu parfümü seviyor 
AYŞE: Mübarek, k-9 burnu sanki.Yalnızca koku almıyor, bir de detaylı analiz yapıyor (sonuna doğru seyirciye bakar) 
MUZAFFER: Şaşırma Ayşe. Yıllar yılı ona olan hayranlığım öyle bir mayalandı ki..İçimde,öyle bir aşk oluştu ki ,onun parfümünü,giydiği elbisenin kumaş seçimini, dakikada kaç nefes aldığını hangi yemeğe ne kadar tuz attığını, hepsini ezbere biliyorum artık (Firuzan şaşkınlıkla dinlemektedir) 
(Bihter girer sahneye.şaşkın sinirli biraz, kırgın) 
BİHTER: Babam yarın gece davet veriyor.zavallı annecimin daha toprağı kurumadı, şu babamın yaptığına bakın. 
MUZAFFER: Küçük hanım! çok özür diliyorum. ne daveti bu? 
BİHTER: Offf ne bileyim Muzaffer efendi.Babamın işleri işte.Konağın Cabbar bey’e satılmasını istiyor ya.Aklı sıra konağın taliplerini bir araya getirip fiyatı kızıştıracak. 
AYŞE: Ama küçük hanım bu ellerle ben sabah daha helvasını kardım akşam içki mi hazırlayacağım ? Buna izin vermeyin kurban olayım. 
MUZAFFER: Yas evinde dans etmek, içki içmek nasıl içine sinecek insanların? Ya siz? O sizin annenizdi küçük hanım. 
BİHTER: İçimin nasıl sızladığını ancak Allah bilir Muzaffer efendi.Kocam da dahil hepsinin gözlerinde; bekçisiz mısır tarlasına saldırmaya hazır karga sürüsü bakışı var, ama bırakmam onların yanına ben.(biraz hiddetlenir)Bir yanımda sen, bir yanımda Ayşe, dikilir kargaların karşısına kovalarız kargaları Makbule gibi .Merak etmeyin siz.
AYŞE: Konak satılacak dediniz.Ya biz ne olacağız? Yeni sahiplerinin babasının uşağı,anasının hizmetçisi vardır mutlaka.Bize siz kalın derler önce, ilk gün maaşımıza zam yaparlar ertesi gün kapıyı dışarıdan kapa derler. (tedirgin üzgün) 
BİHTER: Ağlama birtanem.Konak satılsa bile ben sizleri bırakmayacağım.İkinizi de yanıma alacağım. 
MUZAFFER: Sağolun hanımım.Ama ben konakta kalacağım. İstemeseler bile, bahçede, kapıda yatarım, yine de gitmem.Varsın bana aklını kaybetmiş zavallı desinler. 
BİHTER: Ah Muzaffer efendi ah.Hiç birimiz sizler kadar olamadık, ona yanarım.(Resme bakar) Affet beni anneciğim, kocamın, abimin ve babamın para hırsı yüzünden yasımı bile rahat rahat tutamıyorum.Utanmadan bir de davet organizasyonunu bana yüklediler görüyorsun değil mi? 
(İrfan ve Özer girerler.) 
İRFAN: Muzaffer, bahçeyi biraz temizle. Ayşe kuru temizlemeciden alınacak elbiseler var koş al.Gel oğlum oturalım şöyle. Bihter sen de otur.(Otururlar) Cabbar bey ve Adnan bey konağa talip biliyorsunuz.Öyle bir fiyata kakalamalıyız ki, o anneniz olacak, taa öte taraftan bu ticari zekaya güvenmediğine pişman olsun. 
ÖZER: Ben hisseme düşen parayı alıp Amerika’ya döneceğim baba.Uğraşamam burada kimseyle.
BİHTER: Aman koş.Kesin sekiz tane daha üniversite bitirirsin artık.Bu seferkilerden biri de anne mirasını karı-kızla yeme incelikleri olur heralde 
ÖZER:Afferin kız bak bunu ben bile düşünemiştim, iş var sende (alaycı güler) 
İRFAN: İkiniz de kesin sesinizi.Şimdi yarın geceki davette, Adnan bey ve Cabbar bey arasında dolaşıp duracaksınız.Nasıl olsa ikisi de birbirleriyle küs.Yıllardır konuşmuyorlar.İş dünyasında da rekabet halindeler.Siz onlarla sohbet ederken, de birbirinin verdiği fiyatı yüksek söyleyeceksiniz ki, inatlaşıp fiyat yükseltsinler..İkisi de bu konağı istiyor.Piyasayı kızıştıracaksınız yani tamam mı? 
ÖZER: Ben her ikisini de tanımıyorum. 
CAHİT: (İçeri girer) Ama ben tanıyorum.Tamamdır babacığım.Ben elimden geleni yaparım. 
BİHTER: Off beni bu işlere karıştırmayın. 
İRFAN: Karışmak zorundasın Bihter.Ya bu konak benim istediğim fiyata satılır, ya da hiç satmam, Belkıs’la evlenir, onu bu konağa getiririm, hep birlikte yaşamak zorunda kalırsınız. 
Hepsi birden: NEEEEE? ? ? ? ? 
İRFAN: Ne yani bir daha bu ekibi tekrar topla, konuş,dert anlat…kolay mı? varsın olmuşken hepsini bir arada çıkarıverelim dedim.Hem yazık bana da, yalnızlık zor çocuklar hemde çoook.(sahte üzgün) Bunu annenizin olmadığı zamanlarda daha iyi anladım 
BİHTER: Baba Hangi zamanda anladın Allahaşkına?Daha dün bir bugün iki. 
İRFAN:Benim yaşımda zaman daha uzun geliyor, saniyeler yıl gibi geldi yavrucuum 
ÖZER: Baba?Belkıs, şu annemin arkasından yapmacık yapmacık ağlayıp zırlayan sarışın değil mi? Yakışır baba, Valla güzel kadın. Bence bir mahsuru yok. 
CAHİT: Bu konu beni pek alakadar etmedi.Haydi biz konağın satışını konuşmaya devam edelim. 
BİHTER: Aman Allahım ne kadar duygusuz, nankör insanlarsınız.Yeter. Daha fazla dinleyemeyeceğim.(Kalkar, çıkar.Babası arkasından seslenir) 
İRFAN: Bihter.Kızım dur. 
CAHİT: Gitti babacığım.Siz ona aldırmayın.Boş boş konuşuyor işte. 
ÖZER: Off enişte.çekilmez bu ablam.Sen bunu boşasana. 
CAHİT: Boşayacağım kardeşim boşayacağım.Hele şu konaktan gelecek parayı bir alayım. 
İRFAN: Neeee? ? ? ? ? 
CAHİT: Ha.Yok.Yok canım.Şakaydı.Şaka.Özer’in şakasına karşlılık.Heh heh heh..Evet, ne diyorduk.. 
ÖZER:(Resme bakarak) miras diyorduk enişte para diyorduk, konak diyorduk, babam-sen-ben,üçümüz paraları bulup karıları yenilemece diyorduk (resme göz kırkar.Firuzan Sadece özer görecek şekilde orta parmağını gösterir) 

sahne kararır 

sahne aydınlanır 

IV

(Davet sahnesi.Sahnede konuklar ve tüm aile fertleri vardır.Salonda çok hafif bir müzik vardır.Muzaffer ve Ayşe içki servisi yapmaktadır.Belkıs da oradadır.Konuşulan repliklere göre çerçevedeki Firuzan da mimikler yapacaktır.Belkıs resmin karşısına geçer.Ağlayarak) 
BELKIS: Aaah ah, mekanın cennet olsun Firuzan anne.. (Bihter yaklaşır.Kızın kolunu tutar, sıkar) 
BİHTER: Bırak numarayı.Ve bir daha da sakın benim anneme ANNE deme, senin saçını başını yolarım anlaşıldı mı? 
ÖZER: (Yaklaşır, Belkısı Bihter’in elinden kurtarır) Nasılsınız Belkıs hanım? İzin verin size bir içki ikram edeyim. (seyirciye dönerek) peder bey işi biliyormuş (es) şu güzelliğe bakın yahu (pis pis sırıtır) 
BELKIS: (Acıyan kolunu tutarak) Memnuniyetle.Yalnız, demin gördünüz değil mi?,Bihter hanım kolumu nasıl acıttı. 
ÖZER: Siz ona bakmayın.Densizdir o bilmez misiniz? 
BİHTER: Bana bak seni..(Hemen Cahit yetişir, karısını tutar.) 
CAHİT: Gel karıcığım bak Adnan bey de seni soruyordu.(Adnan bey Bihter’in elini öper) 
ADNAN: Nasılsınız güzel hanımefendi? 
BİHTER: Sağolun Adnan bey.sizi sormalı. 
ADNAN: Sağlığınıza duacıyım efendim. Biz de Cahit’ciğimle konağın satışı hakkında konuşuyorduk.Siz de bir şey söyleyin de biraz fiyatta makul olsunlar lütfen.. 
BİHTER: Yani şimdi siz de takdir edersiniz ki, Cabbar bey iki mislini teklif ederken konak yarı fiyata size satılamaz öyle değil mi? 
ADNAN: Cabbar bey neden bu kadar ısrarlı davranıyor anlamıyorum ki. 
CAHİT: Rekabet efenim rekabet, ama size rakip olmayacağını hepimiz biliyoruz öyle değil mi?Daha dün köyden geldiler şimdi konağa talipler 
BİHTER: Evet.hem bu satışın medyada da geniş yer bulacağını biliyorsunuzdur 
ADNAN: öyle miii? O halde gösterelim Adnan’ın holdingini medayya, dünyaya hatta fezaya.. (kesin ciddileşir) 2 katı efenim, arttırıyorum 
(Bu arada Muzaffer ve Ayşe ellerinde tepsiyle ne zaman önünden geçseler, Firuzan da elini uzatıp çaktırmadan tepsiden içki, pasta filan alıp, orada, çerçevenin içinde yiyip içmektedir.Bu sahnenin sonuna doğru artık sarhoş olur, çerçevenin içinde yalpalar, ara sıra yere düşer, kalkar) 
(Bihter babasını kolundan tutup çeker) 
BİHTER: Baba, Adnan bey fiyatı arttırdı.Şimdi Cahit’le gelip sana bunu söyleyecek. 
İRFAN: Güzeel.Sen şimdi koş Cabbar beyi fişekle şimdi.(Bihter Cabbar beyin yanına gider.) 
BİHTER: Cabbar bey, sizi görmek ne güzel.(Bu arada cahit-Adnan-İrfan bir araya gelmiştir.Ağızlarını oynaratak konuşmaktadırlar) 
CABBAR: Ooo merhaba tatlı kız.Gel bir öpeyim seni.(Öper) 
BİHTER: Neler konuşuyordunuz bütün gece babamla? 
CABBAR: Belki biliyorsundur, ben bu konağa talibim kızım.Fiyatta anlaşmaya çalışıyorduk. 
BİHTER: Evet biliyorum.Yakın dostumuz olarak ben konağı sizin almanızı isterim elbette ama.. 
CABBAR: Ama? 
BİHTER: Adnan bey gurur meselesi yapmış.Ben bu konağı Cabbar’a yar etmem,dün köyden geldi konak onun neyine diyor ..Hem medyada çıkacak konağın satışından yapacağı reklam da cabası, benden duymuş olmayın. Ne veriyorsa iki mislini verir, ben alırım,bu iş gurur meselesi oldu diyor. 
CABBAR: Yerim onun gururunu.Eğer ben de Cabbar’sam, bu konağı Adnan efendi ancak rüyasında görür.En son ne teklif etti? 
(Bihter kulağına söyler) 
CABBAR: Tüüü densiz.Benimle rekabet edecek diye bütün servetini gözden çıkarmış anlaşılan.O halde ben de arttırıyorum.Git babana söyle kızım.Cabbar bey teklifini yükseltti de.. Hem köyden geldim emmeee garizma bendeee (gülerek baş parmak ve işaret parmağını sürterek para işareti yapar) 
BİHTER: Tamam.Cabbar bey ben bunu babama ileteyim..(Babasının yanına koşar, kulağına bir şeyler söyler) 
(Bu dialoglar bir süre devam eder ve mimiklerinden Adnan beyin pes etiği belli olur) 
İRFAN: Değerli dostlarım! Bir dakikanızı istirham edeceğim! Malumunuz biricik eşim, Firuzan bir anda, arkasında gözü yaşlı bir eş, ve  birbirinden hayırlı 2 evlat bırakarak ebediyete intikal etti. Bu evin her bir köşesinde onun izi var.Her gün aynı acıyı yaşamamak için ben bir karar verdim… Her odasında sıkıştırdığım hizmetçilerin anıları olan bu konağı……….
CAHİT: öhhhööö!!!!!!!!!! (uyarı öksürüğü)
İRFAN: Pardon yani karımın anıları varken yaşamak zor geleceğinden, bu konağı; basınımızın da huzurunda,İş dünyamızın parlayan naylon fatura kralı…
Özer ve cahit aynı anda:  öhhhööö öhhööö
Cabbar kızarır şarırır, Adnan pis pis sırıtır)
İRFAN:Pardon ne diyordum, efenim değerli iş adamı Cabbar beye makul bir fiyata gagalamış…..
(Adnan, irfan, hariç hep birlikte : öhhhhöööööööö
İRFAN: Yani satmış bulunuyorum.Ayrıca hafta içinde Firuzan holdingin satışana da aynı hassasiyeti göstereceğinizden hiç şüphem yoktur….
ÖZER: Değerli misafirlerimiz, bir şey söylemek istiyorum.(Herkes susar) Şimdi rahmetli annemizin en sevdiği şarkıyı sevgili uşağımız Muzzaferden koymasını istiyor ve kadehimi dans eşliğinde anneme kaldırıyorum şerefe  gülümseyerek annesine bakar ve kadeh kaldırır) 
(Muzaffer gider, bir şarkı açar.Herkes susar.) 
(Herkes dansa başlar.Çerçevenin içinde sarhoş olmuş Firuzan da şarkıya ağız hareketleriyle eşlik eder.Özer-Belkıs’la dans eder. İrfan gider, Özer’in elinden Belkıs’ı alır, kendisi devam eder Belkıs’la…Cahit Bihter’i kaldırmak ister,Bihter el hareketiyle reddeder…Bihter dans edenlere bakıp, sessizce gözündeki yaşları kurular.Muzaffer duvardaki resme yaklaşır.Firuzan yine donar, hareketsiz kalır. Muzaffer hanımına sevgiyle bakmaya başlar) 

V 

sahne kararır 

sahne aydınlanır 

(Sanedeki ışık azaltılmıştır.Muzaffer resmin karşısındadır.Ayşe girer.Etraftaki kadehleri toplamaya başlar.) 
AYŞE: Herkes odasına çekildi.Besbelli yorgun düşmüşler. 
MUZAFFER: Git sen de yat Ayşe.Ben toparlarım buraları. 
AYŞE: İyi de sen niye hala ayaktasın ? Off belim.Gece değil Moskova sirkiydi sanki . 
MUZAFFER: Eee ne yapacaksın, ölen öldüğüyle kalıyor. Riyakarlar, sirk maymunu gibi ortalıkta dolaşıyor  . Hadi sen de odana git artık .Ben de birazdan yatacağım…
AYŞE: Peki abi.Hayırlı geceler.(Ayşe tepsiye koyduğu kadehlerle çıkar) 
MUZAFFER: (Resme bakarak.) Olmuyor, Daha fazla devam edemeyeceğim. Ben de ölmeye karar verdim..(Çerçevenin içindeki Firuzan telaşlanır) Sanki canlı gibisin şu an.Sanki bana YAPMA diyorsun..(Biraz durur) Neler söylüyorum ben.Bir an kendimi fazla mı önemsedim ne? .Ben kimim ki? Sadece bir uşak..Bu konaktaki yerim, en alt kattaki uşak odası.Şimdi bana bir emriniz yoksa ben gidiyorum hanımım.(Cebinden bir silah çıkarır.Firuzan’a gösterir) .Bu senin silahın.Bu gece odana girdim.Çekmecenden aldım.Senin silahınla ölmek istiyorum.(Silahı alır, başına dayar.Bir eliyle Firuzan’ın gözlerini kapatır.Ona arkasını döner.) Sen bakma aşkım.(Firuzan elini uzatır, silahı çeker,alır.Silahın kabzasıyla Muzaffer’in kafasına vurur.Muzaffer düşer bayılır) 
FİRUZAN: Salaklığın lüzumu yok Muzaffer.Otur oturduğun yerde.Aaa deli misin nesin? 

VI

sahne kararır 

sahne aydınlanır 

(Cahit ve Bihter tartışmaktadır.) 
BİHTER: Konağın satışıydı, paraydı, mirastı, bunları duymaktan bıktım artık Cahit anlıyor musun? Bıktım. 
CAHİT: İyi de karıcığım ben ikimizin geleceğini düşünüyorum. 
BİHTER: Düşünme Cahit.Bir işin var şirkette.Git çalış, para kazan ve gerisini düşünme.Az mı kazanıyorsun sanki? Daha ne istiyorsun? Neyimiz eksik? 
CAHİT: Daha fazla paramız olsa fena mı olur Bihter? 
BİHTER: Daha fazlasını istiyorsan, daha fazla çalış, emek ver. Annemin bıraktıklarının hesabını yapıp durma.Off yeter artık.Ne kadar çok para lafı ediliyor bu konakta. 
CAHİT: Olur, ben susayım, babanla Belkıs bütün malı götürsünler.Kadın dağdan geldi bağdakileri kovacak senin dünyadan haberin yok. Yağma yok yedirmem.
BİHTER: Cahit ben annemi kaybettim.Yok o artık.Öldü anlıyor musun? .Bırakın ağlayayım, bırakın matemini tutayım.Üstüme gelmeyin bu kadar yeter. 
CAHİT: Tamam tamam bağırma.Millet duyacak.Ben gidiyorum.Abin, baban ve Belkıs o senin tenezzül etmediğin paraları afiyetle yesinler, sen de burada otur, yas tut, ağla zırla.Yani artık hiç çekilmiyorsun Bihter hiç.(Cahit öfkeyle çıkar gider….Bihter çaresizce etrafına bakınır.Hışımla sahneden çıkar, elinde silahla geri gelir.silahı kafasına dayar.Resme bakarak) 
BİHTER: Öteye git anne, ben de geliyorum.(Resme arkasını döner.Firuzan elini uzatır, silahı çeker alır, kabzasıyla kızın kafasına vurur.Bihter düşer bayılır.) 
FİRUZAN: AAA yeter ama.Kafası bozulan eline silahı alıp yanıma koşuyor. Ne kadar meraklıymışsınız ölmeye…Ah benim salak kızım, sen dur daha çok işimiz var. 

VII

sahne kararır 

sahne aydınlanır 

(Bihter-Cahit-Özer-İrfan-Belkıs oturmaktadır.Ayşe girer) 
AYŞE: Avukat bey ve doktor bey geldiler efendim. 
İRFAN: Gelsinler gelsinler buraya al. 
(Elinde çantayla ve dosyalarla avukat ve doktor girerler.Hepsiyle tokalaşırlar.Oturmadan 
ÖZER: Hayrola doktoru da, sevinçten  bir tarafına inme inenlere acil yardım için mi çağırdınız?? Zira öyleyse çok iş düşecek dotora, bir sağlık ekibiyle gelseydi keşke
DOKTOR: Rahmetlinin son arzusuydu efendim.Almanya’daki hastanede ölmeden önce son arzusunu  avukat beyle bendenize söylemişti. Şimdi Mektubu açmadan önce uşak ve hizmetçiyi de buraya alalım.Onlar da otursunlar lütfen.(Ayşe’ye döner) kızım Muzaffer efendiyi de çağırır mısın? (Ayşe hemen çıkar) 
BELKIS: Ne işi varmış uşak ve hizmetçinin burada? Paraların taşınmasına mı yardım edecekler? (güler) 
BİHTER: Asıl senin ne işin var? Defolup gitsene. 
İRFAN: Bihter rahat dur. 
BİHTER: Baba bu bizim aile meselemiz.Bu yelloz çiyan neden burada? 
İRFAN: O yakında benim karım olacak Bihter.. Senin de cici annen.Saygılı ol.Hem susun artık da bakalım kime ne kalmış?Ona göre biz de tatil planlarımızı yapacağız. 
BELKIS: Tabiî ki İrfoşş, aç kollarını Maldivler biz geliyoruz
BİHTER: İkinizi de Allah kahretsin.
ÖZER: Vay vay vay bu ne acele baba? Hem evlenmek niye? Amerika’da evlenmiyorlar artık.Evlenmek çok banal.Bak hiç babalığını  fark etmedim ama yine de babamsın,demedi deme, nikahı basarsan bu kız sana bir haftaya kalmaz boynozu takar haberin olsun.(resme döner ) Öyle değil mi anne? ( resimdeki anne kafasını sallar onaylar)
BİHTER: Bu ahlaksızlığa daha fazla izin vermem. Ya edebinizle oturun, ya da ben odama gidiyorum.
CAHİT: (Karısını kolundan tutar)Sakin ol karıcım. 
BİHTER: Sen de karıcım deyip durma bana be. 
(Muzaffer ve Ayşe girerler) 
MUZAFFER:(İrfana bakarak) Biz burada olmak istemiyoruz efendim.İzin verin çıkalım. 
DOKTOR: Olmaz.(Ayşe ve Muzaffer’e) Sizler de oturun lütfen. 
İRFAN: Anlamıyorum ki ne vasiyeti bu.Kocası olduğuma göre zaten VARSA gayrı menkuller bana geçmedi mi? 
BELKIS: Belki de ölmeden önce unuttuğu temizlenmesi gereken yerler kalmışsa onu hatırlayıp vasiyet etmiştir hahhay (dalga geçer)
BİHTER: Biri şunu sustursun yoksa ben şimdi boğacağım.(Elindeki yastığı fırlatmak ister, İrfan engel olur)
AVUKAT: Lutfen sakin olun !Bu toplantı, Firuzan hanımın özel isteğiydi.Vasiyet okumak gibi değil de, kendisinin sizlere yazdığı bir mektubun hepinizin önünde okunması.Biz şu anda bunu yapacağız 
ÖZER: İyi tamam.Hepimiz buradayız işte başla artık.Hadi beee
AVUKAT: Pekala başlıyoruZ okumaya.(herkes susar.avukat, mektubu doktora uzatır) Hocam bu kısım size ait. 
DOKTOR: (Mektubu okumaya başlar) Bu satırları tamamen aklım başımda, akıl ve ruh sağlığım yerinde olarak doktorumun ve avukatlarımın huzurunda yazıyorum. Ayrıca ruh ve akıl sağlığım konusundaki heyet raporu ektedir.(alttaki kağıdı ayırır, İrfan’a verir.Kağıt elden ele dolaşır, hepsi bakar) Avukat bey buyrun siz devam edin.(Avukat alır, okumaya devam eder) 
AVUKAT: Rahmetli babamdan kalma 29 parça gayrımenkulüm, şu an içinde yaşadığımız konağım, ve 454 dönüm toprağım olup, konak haricindeki mal varlığımın kira gelirleri düzenli olarak banka hesabımda 40 senedir birikmektedir.Babamdan kalan tüm mal varlığım daha sonra değiştirilecek bir anlaşma ile geçici olarak avukatımın üzerine tapulanmıştır.. 
İRFAN: Neee? ? ? Benim bu konak haricindekilerden niye haberim yok? ? ? ? 
ÖZER: Vaaayyy annemdeki malzemeye bak beee, yırttık enişteeee,.
CAHİT: Harika kayınço, Maldivler, bekle biz de geliyoruz.
BİHTER: Nasıl yani? Ne dedi anlamadım ben yahu 
CAHİT: İşin özeti bizlerin bilmediği daha bir sürü mal varlığı varmış..Harika.Zengin olduk karıcım zengin.
BİHTER: (Kocasını dürterek) Sus be.  
ÖZER: Dur dur.İyi de neden mal varlığı avukatın üzerineymiş onu anlamadım ben?
BELKIS: Hele ben hiç bir şey anlamadım ama galiba zengin olduk aşkım değil mi? (Belkıs el çırpmaya başlar, bihter yine yastığı kapıp fırlatmaya kalkınca durur) 
AVUKAT: 1960 yılında evlendiğim İrfan Ulusoy ile birlikte edindiğimiz mal varlığı bir şirket, ve 4 dükkandan ibarettir.Tüm bunların muhasebe takibini bizzat kendim 40 sene muntazaman yaptım.Kocamla birlikte edindiğimiz mal varlığı miras hukukuna uygun olarak benden sonra kocama kalıp, daha sonra da çocuklarım arasında bölüştürüleceğinden, bu mektupta asıl değinmek istediğim, babamdan kalan kendi mal varlığımın taksim edilmesidir. 
ÖZER: Piyango vurdu vay be.
İRFAN: Haklısın evlat Harbiden vaaay beeeeeeee
CAHİT: O dedemizden kalan mallar da artık bizlere geçti değil mi avukat bey? 
MUZAFFER: Efendim lütfen bırakın ben çıkayım.Şu kargaşayı görmek istemiyorum. 
AYŞE: Ben de çıkmak istiyorum. 
DOKTOR: Hayır lütfen oturun. 
AVUKAT:(Okumaya devam eder) Bir zamanlar manevi kızım ilan edip mirasımdan önemli bir pay ayırdığım Belkıs İNCİ’nin… 
BİHTER: Olamaz! ! ! 
BELKIS: (Alkışlayarak) Evet evet..Devam edin, bana neler bırakmış? 
AVUKAT: Kocamla olan ilişkisini öğrenip bunu fotoğraflarla, şahitlerle ve ses kayıtlarıyla da belgeledikten sonra Belkıs İNCİ’yi mirasımdan çıkararak 
BELKIS: Neee? ? ? ? ? 
İRFAN: Eyvah eyvah! ! ! 
BİHTER: Helal olsun sana annemm..(fotoğrafa dönerek)Anne dediğin böyle olur be, kimin annesi..
ÖZER: Benim
BİHTER: Sende sus be, abim olduğundan şüphem var zaten
AVUKAT:(devam eder) Kocam İrfan ULUSOY’a da boşanma davası açarak kendisiyle tüm mal varlığımı tamamen ayırdığımı bildirerek…. 
İRFAN: Bo..bo.. boşanma davası mı? Ne zaman? Nasıl? 
BELKIS: Ama nasıl öğrenmiş olabilir ki bizim ilişkimizi? 
BİHTER: Allahım ne büyüksün. 
CAHİT: Nasıl yani? 
İRFAN: Dur, dur..Ama Firuzan öldü. Dava düşmüştür değil mi? Boşanamadan öldü gitti.Yani ortada bir mal bölünmesi kalmadı.Öyle değil mi? 
AVUKAT: Devam edeceğim yalnız biraz susun.(okumaya devam eder) Sadece kendi ailemden kalan bana ait malların dağılımının şöyle yapılmasına karar verdim. 
HEPSİ BİRDEN heyecanla-HAH! ! ! ! !
AVUKAT: Kızım Bihter’e, sadece kocasından boşandığı zaman kanunen üzerine geçirebilmesi şartıyla, ben öldükten sonra tüm mal varlığımın yarısını bırakıyorum.
CAHİT: Nasıl? Ne demek yani boşanırsa? Nemünasebet? Bu ne saçmalıktır böyle? Bunca yıl bu ailenin kahrını kaprisini çekmişim.Bu kadına (Karısını gösterir) katlanmışım.Beni nasıl mirasın dışında bırakır? 
ÖZER: Annem bee.. Şimdi kalan payın yarısı bana yarısı Bihter’e (gülerek resme döner)Aslansın annem
BİHTER: Cahit sen ne dedin demin?Bu kadına katlandım filan? 
ÖZER: Sahi ya  enişte, gerçek yüzün ne kadar başkaymış senin 
CAHİT: Senin payını vermek için, bizim boşanmamızı şart koşmuş Bihter.(Resme bakar)Hay senin mezarına….
HEPSİ BİRDEN:  Çüüüş Cahit çüş 
ÖZER: Neyse..Eee? Bana? Bana ne bırakmış? 
AVUKAT: Oğlum Özer ULUSOY’a içki ve uyuşturucu maddeleri tamamen bırakıp, gerekli tedaviyi gördüğü ve bunu heyet raporuyla belgelediği taktirde ben öldükten sonra tüm mal varlığımın diğer yarısını bırakıyorum. 
ÖZER: Sen önce malı mülkü bana ver, ben raporu tam teşekküllü hastaneden alırım, parasıyla değil mi, aaa aramızda raporun lafımı olur anne
İRFAN: Alkol ve uyuşturucu mu? Özer? ? ? ? Oğlum? ? ? ? Sen neler yaptın? 
ÖZER: Şimdi bana baba tripleri çekme.Bugüne kadar bir defa sordun mu bu Özer nerde ne yapıyor diye? 
CAHİT: Evet mirastan dışlananların ayısı giderek artıyor.Eee avukat, devam et bakalım. 
AVUKAT: (Okumaya devam eder) Kızım gibi sevdiğim ve hizmetçim diyemediğim Ayşe’ye… 
AYŞE: Hayır duymak istemiyorum.Ben hiç bir şey istemiyorum. 
ÖZER: Sen istemiyorsan bana ver  Ayşe! (gözünün içi parlar,). 
AVUKAT: Ayşe’ye, ölümümden sonra birinde oturup diğerinin kira geliriyle geçinebileceği iki evimi bağışlıyorum.. 
AYŞE: Ah hanımım. 
AVUKAT: (Devam eder) ..Ayrıca İçindeki dairelerin kira gelirleriyle birlikte bir apartmanımı, uşağım Osman efendiye bağışlıyorum.. 
HEPSİ BİRDEN-NEE! ! 
OHAA! ! ! 
ÇÜÜÜŞ! ! 
MUZAFFER: (Ayağa kalkar) Ben bütün bunlarla ilgilenmiyorum.(Çıkmak için hamle yapar, doktor onu oturtur.) 
ÖZER: Sende mi muzaffer? Bak, istemiyorsan bana ver, hem ömür boyu işin de garanti.Bundan sonra benim yanımda çalışırsın. 
MUZAFFER: Ya sabır.
CAHİT: Şu işe bak.Uşakla hizmetçi bile benden daha kârlı çıktı yahu. 
BELKIS: Ben de avucumu yaladım baksanıza. Elveda hayallerim elveda maldivler 
İRFAN: Bütün buraya kadar okudukların şaka olmalı.Evet bunlar şaka.Değil mi? Sen bize şaka yapıyorsun.Heh heh he.İlahi avukat. 
ÖZER: Evet yani.Tamam güldük eğlendik ama artık asıl vasiyeti çıkartın ortaya avukat. 
CAHİT: Şakaymış değil mi? Heh heh he.Gördün mü karıcığım şaka yapıyorlarmış. 
BİHTER: Sus Cahit.Bana karıcığım deme. 
AYŞE: Şakaysa bile önemli değil.Biz bu konuyla ilgilenmiyoruz. 
AVUKAT: Mektup böyle.İrfan bey sizin boşanma davanız açıldı ve devam ediyor. 
İRFAN: Aptal aptal konuşma.Benim karım öldü. 
FİRUZAN: (Çerçevenin içinden konuşur) Sen öyle zannet İrfan.Kadın, panonun arkasından çıkar, sahneye gelir.Doktor ve avukat hariç herkes korkuyla ayağa kalkar.Dehşet içinde birbirine sarılır.Sonra düşer bayılır.Muzaffer efendi donup kalır.Kadın sahneye girer.doktor ve avukatla tokalaşır. 

VIII

sahne kararır 

sahne aydınlanır 

(Doktor ve avukat çıkmıştır.Firuzan koltukta oturmaktadır.Bihter ve Ayşe iki yanında kadına sarılmış oturmaktadırlar.Bihter ve Ayşe durmadan kadını öpmektedirler.Muzaffer efendi bir köşede donmuş gibi Firuzan’a bakmaktadır.Geri kalanlar yerde baygın yatmaktadırlar.Yavaş yavaş sırayla ayılarak konuşacaklardır) 
BİHTER: Annem, demek ölmedin ha.Allahım çok büyüksün. 
AYŞE: Hanımım kurban olurum ben size.Hiç olmayacak bir dua etmiştim kabul oldu.Allahıma binlerce şükürler olsun.Geri geldiniz. 
BİHTER: Eee anlatsana niye yaptın bunu? 
FİRUZAN: Bu konakta garip şeyler oluyordu kızım.Baban olacak bu kart horozun yapmış olduğu harcamaların korkunç boyutlarda olduğunu fark ettim. Sonra evdeki garip zehirlenme olayları dikkatimi çekti.Bir yandan da kocan olacak sünepenin ,benim dikkatli takibime rağmen şirkette zimmetine geçirdiği paralar,beni bu oyunu oynamaya mecbur etti.
BİHTER: Peki başka? 
FİRUZAN: Önce yıllarımı verdiğim babanın ve kızım dediğim Belkıs’ın ne haltlar karıştırdığını gözlerimle gördüm
İRFAN: (Yavaş yavaş ayılmaktadır)Ben suçlamaları kabul etmiyorum.Hayır Firuzan.Yemin ederim yanılıyorsun.
 BELKIS: Firuzan anne ben İrfan amcanın tehdit, taciz ve baskısı altındaydım. 
İRFAN: Belkıs kes sesini.Ağzından çıkanı kulağın duysun.Seni mahvederim. 
BELKIS: Ama siz de kadınsınız.Beni dinlemek ve anlamak zorundasınız.Taciz gördüm diyorum. 
FİRUZAN: Ya gözümle gördüklerim ne olacak Belkıs?Maldivler ha!İrfoş ha!Al  sana en çok istediğin İrfoş’unu veriyorum ama beş parasız.Haydi güle güle kızım.
İRFAN: Yo beni kovamazsın.Ben senin kocanım. 
FİRUZAN: Defol İrfan.. 
İRFAN: Bunu yanına bırkmam senin.Kanun önünde hakkımı arayacağım.
FİRUZAN: (Belkıs’ı gösterir) Bunuda unutma İrfan.(İrfan ve Belkıs çıkar)
FİRUZAN:Kızına döner)Sonra kocan olacak sünepe leş kargasının karıştırdığı, üç kağıt, zamparalık ve saman altından su yürütme üçgenini fark ettim kızım.
BİHTER: Zamparalık da mı?Benim kocam mı?
FİRUZAN: Senin kocan ya.(Cahit de ayılmıştır)
CAHİT: Valide hanım.Gerçekten yanılgı içindesiniz..Yok vallahi ben  ne şirketten para çaldım.Ne sekreterimle kırıştırdım.Bihter annenin yanlışı var.Vallahi billahi ben masumum. 
BİHTER: Sekreterinle mi?
FİRUZAN: Evet kızım, sekreteriyle
CAHİT: Yok ben sekreter mi dedim? Hayır hayır, ağzımdan yanlış çıktı.Hay ben ağzıma…
ÖZER : Anlaşıldı.Enişteye yol göründü.Ve şimdi de sıra bana gelecek.Hele vicdan azabı zannettiğim,konuşan resim olayındaki sözlerimden sonra hiç şansım yok sanırım
FİRUZAN: Sen bana gönlünce içini döktün oğlum.Ama senin söylediklerinden de ben bir çok ders aldım.Sen de kendince haklı olabilirsin ama, artık benim sevgimi kullanmana daha fazla izin vermeyeceğim..
ÖZER: Beni de kovuyor musun anne?
FİRUZAN:Gidip kendine çeki düzen vereceksin Özer.Sonra yeniden gelip kapıyı çalacaksın.Ve her şeye yeniden başlayacağız..Zira adam olup öyle gelmezsen, bir daha benden sana fayda yok oğlum.
ÖZER: Bunca saatlik yol geldim.Bari dönüş paramı verseydin anne.
FİRUZAN: Defol Özer.
(Özer çıkar.Firuzan Cahit’e bakar)Sen hala burada mısın?
CAHİT:Şimdi beni gerçekten kovuyor musunuz?Ona göre bir şey diyeceğim.
BİHTER: Evet Cahit.Git bu konaktan
CAHİT: Zaten seni oldum olası hiç sevmemiştim kayınvalide.Bihter,ayrıca sen de hem şişman, hem çirkinsin.Haberin olsun.
FİRUZAN-BİHTER bir ağızdan: Defol Cahi! (Cahit çıkar)
(Kapı çalınır, Ayşe açmaya gider.Bu arada Bihter ve annesi sarılır, birbirlerini öperler.Ayşe yanında Cabbar bey’le gelir.)
CABBAR: Efendim şu konağın satış işlemleri için..(Firuzan’ı görür.Ödü patlar.) Hiiii!!!!!! Bismillahirrahmanirrahim!!!Allahım hortlak!!!(diyerek koşarak sahneden çıkar)
(Sahne dışından bir gürültü gelir.)
FİRUZAN: Neler oluyor orada?
BİHTER: Dur ben bakayım.(Bihter çıkar)
(Muzaffer ve Firuzan yalnız kalırlar.Birbirlerine bakarlar.Firuzan ayağa kalkar, Muzaffer’e yaklaşır.Derken bir itiş kakış sesi, ardından İrfan-Özer-Belkıs -Cahit sahneye dalarlar.Ellerinde keçeli kalem, sprey boyalar vardır.
ÖZER: Öldün zannettiğimde resminin karşısında yapmak istediğim bir şey vardı anne.Yapayım da içimde kalmasın bari.
BELKIS: Hele ben, hep bunu yapmak istemiştim.
İRFAN: Çekilin.Önce ben.
CAHİT: Duvardaki resme bakarken hep kendimi zor tutmuştum.
FİRUZAN: Durun ne oluyorsunuz?
BELKIS: Haydi hücuuummmm!!!

Sahne kararır
Sahne aydınlanır
IX

Firuzan ve Muzaffer yan yana durmuş, birbirlerine bakmaktadırlar.İkisinin de yüzlerine  ayakkabı boyasından pos bıyık ve sakal çizilmiş,ayrıca saçları sprey boya ile boyanmıştır)
FiRUZAN: Çok mu kızdılar muzaffer sence?
Muzaffer: Halimize bakılırsa öyle görünüyor hanımım
FiRUZAN:Artık bana hanımım demene gerek yok muzaffer, bana karşı olan hislerini biliyorum
MUZAFFER: Aman efendim onları hatırlatmayın, utanıyorum
FiRUZAN: Ne o, geri mi alıyorsun sözlerini? Bak eğer söylediklerinin arkanda durmayacaksan,seni ömür boyu böyle palyaço gibi gezdiririm ona göre
MUZAFFER: İnanın hepsi gerçekti Firuzan .
FÜRUZAN:Korkudan demiyorsun değil mi?
MUZAFFER:Korkudan olsa ben sizin için ölmeye kalkar mıydım Firuzan’ım? 
FÜRUZAN:Muzaffer’im
(Birbirlerine sarılırlar,sahne kararır)

SON 

YAZAN: FİGEN METE-HAMZA GÖRGÜLÜ
Oynamak için izin alınız
İlledetiyatro@gmail.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: